SEKTÖRDEN HABERLER
Enerji Verimliliği Derneği 5. Olağanüstü Genel Kurulu İstanbul’da Yapıldı

Enerji Verimliliği Derneği 5. Olağanüstü Genel Kurulu “Türkiye’nin Enerjisi Yükseliyor” teması ile 12 Kasım Pazartesi İstanbul’da düzenlendi. Toplantıya Enerji Bakanı Fatih Dönmez, eski bakan Egemen Bağış, milletvekilleri, STK temsilcileri ve enerji alanında uzman isimler katıldı.

Yapılan seçimde Enerji Verimliliği Derneği’nin yeni yönetimi de belirlendi. Murat Kalsın’ın başkanlığında tek liste ile gidilen seçimde Enerji Verimliliği Derneği’nin yeni yönetiminde Fiba Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Özyeğin, İGDAŞ Genel Müdürü Ali İhsan Sılkım ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bakan Danışmanı Dr. Oğuz Can genel başkan vekili, GEP Enerji Genel Müdürü Bülent Şen ise genel musahip olarak yer alıyor. 

Enerji Verimliliği Derneği Yönetim Kurulu’nun diğer üyeleri ise şu isimlerden oluşuyor: 

• Serhat Çeçen – IC Holding Yönetim Kurulu Üyesi – ELDER Yönetim Kurulu Başkanı

• Ahmet Erdem – Shell & Turcas Yönetim Kurulu Başkanı – Ülke Başkanı

• Suat İnce – Türkiye Sınai Kalkınma Bankası Genel Müdürü

• Memiş Kütükçü – HİDROKON – Konya Hidrolik Makina San. ve Tic. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı

• Dr. İzzet Alagöz – EÜAŞ - Elektrik Üretim AŞ Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı

• Ertuğrul Şen – İZODER – Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği Başkan Yardımcısı

• Saffet Morgül – ETKB - Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bakan Danışmanı

• Halil İbrahim Leventoğlu – TEDAŞ Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı

• Bilal Aslan – Akfel Holding Yönetim Kurulu Başkanı – GAZİD Gaz İthalatçılar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı

• Berna Meriç – TEKNO Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Üyesi

• Mustafa Kayırıcı – EPİAŞ Bilgi Teknolojileri Direktörü

Bakan Fatih Dönmez'den "200 milyon dolarlık anlaşma" açıklaması

Enerji Verimliliği Derneği 5. Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı’nda konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, enerji zengini bir ülke olmadığımızı ve bu sebeple kaynaklarımızı azami verimlilikte kullanmamız gerektiğini belirterek, “Yurtdışı kaynaklı her bir ilave enerji arzı ekonomimize ekstra yük demektir. Enerji verimliliği en temiz yerli ve milli kaynaklarımızın başında gelmektedir. Bu nokta soru şu: Kaynaklarımızı bu kadar heba edecek kadar zengin miyiz? Enerji yoğunluğumuz gelişmiş Almanya, Japonya gibi ülkelerin yanı sıra OECD ortalamasının üzerinde. Büyük bir hedef koyduk. Nedir bu hedefimiz? Dünyanın en büyük 10 ekonomisinden birisi olmak. O zaman yapılacak olan şey basit. Enerji yoğunluğumuzu en az küresel rekabette önde olan ülkeler seviyesine hatta daha da altına çekmek zorundayız” ifadelerini kullandı.

“Dünya Bankası ile 200 milyon dolarlık kaynak anlamasına vardık”

Enerji alanında yapılan yatırımlardan da bahseden Bakan Dönmez, “2023 yılına kadar enerji verimliliği alanında 11 milyar dolar yatırım gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. 2023 yılına kadar kümülatif olarak yaklaşık 24 milyon ton eşdeğer petrol tasarrufu da gerçekleştirmiş olacağız. 2033 yılına geldiğimizde ise elde edeceğimiz tasarruf miktarı yatırım bedelinin yaklaşık 3 katı karşılığında yani 30 milyar dolarlık bir seviyeye ulaşmış olacak. Başka bir ifade ile bir koyup üç kazanmış olacağız. 2017 yılında enerji verimliliğine yapılan yatırımlarla yaklaşık 122 milyon dolarlık bir tasarruf etmiş olduk. Böylece 500 milyon dolarlık doğalgaz ithalatını da önlemiş olduk. Önümüzdeki dönem kamuda enerji verimliliği yatırımlarının finansmanı için Dünya Bankası ile yaklaşık 200 milyon dolarlık bir kaynak anlaşmasına da vardık” dedi.

“Bu kaynaklar hepimizin”

Enerji verimliliğinin ve tasarrufunun önemine değinen Bakan, “Enerjide son zamanlarda meydana gelen artışları absorbe etmenin en önemli araçlarından birisi enerji verimliliği. Bu kaynaklar hepimizin. Bu kaynaklar milletimizin. Kendi enerjisini kendi üreten, karbon emisyonunu azaltan, atık yönetiminde öncü, ısıtma ve soğutma sistemlerinde verimli bir altyapıya sahip yeşil binalar, sürdürülebilir bir gelecek açısından son derece büyük önem taşıyor. Binaların kendi elektriklerini üretebilmeleri ve bunu satabilmelerinin de yolunu açtık. Birçok bürokrasi vardı onları kaldırdık. Alınan harç vergi ve masrafları da azaltarak hatta tüketicilerin ürettikleri elektriğin bir kısmını da satmalarının yolunu açtık. Enerji verimliliğini artırmak için düşük emisyonlu, çevre dostu küçük motor hacimli yakıt pilli elektrikli ve hibrit araçlara verilen destek de devam edecek.  Bakanlık olarak bu konuda da öncü olmak durumundayız. Kiralama ve satın alma yolu ile yapılacak yeni araçların temininde elektrikli ve hibrit araçlara öncelik vereceğiz. Böylece yaklaşık yüzde 30’lara varan bir tasarruf etme imkanına da kavuşmuş olacağız” dedi.

“En ucuz enerji, tasarruf edilen enerji”

Enerji tasarrufunun sağlanmasında vatandaşa düşen sorumluluklara da vurgu yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dönmez, “Devletin her kademesinde hemen hemen 80 milyon vatandaşımızın her birisine düşen önemli sorumluluklar var. Zaten bu kültürün içerisinde yetişmiş insanlarız. Tasarruf edeceğiz, israf etmeyeceğiz. Bunu toplumun her kesimine ihtiyarlarımızdan yaşlılarımıza kadar yaygınlaştırmak durumundayız. En ucuz enerji, tasarruf edilen enerji” şeklinde konuştu.

Kaynak: Vatan

11. EIF Uluslararası Enerji Kongresi ve Fuarı Ankara’da Gerçekleşti

Bu sene 11.’si düzenlenen EIF Uluslararası Enerji Kongresi ve Fuarı, "enerjini fark et" ve "enerjini paylaş" sloganıyla Ankara Congresium’da gerçekleştirildi. Kongre’nin açılışında konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, küresel petrol fiyatları arttığı zaman 2 hafta içinde akaryakıt pompalarına, 3 ay ile 8 ay içerisinde doğal gaz fiyatlarına ve kademeli olarak da 8-9. ay gibi elektrik fiyatlarına sirayet ettiğini ifade ederek, "Bu döngüyü kırmamızın tek yolu yerli kaynaklarımız" dedi.

Dönmez, bu platformların bakanlığı için tüm sektörle bir araya gelmek ve karşılıklı görüş alışverişinde bulunmak açısından önemli bir fırsat olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

"Türkiye bugün geldiği nokta itibariyle yenilenebilir kaynak kullanımını hızla arttırmış, elektrikte yerli kaynakların kullanımında 4 sene öncesine göre %40'a varan bir artış sağlamıştır. Bu başarıları bu kadar kısa bir zamanda elde edebilmemizde en önemli 3 kaynağımız güneş, rüzgâr ve yerli kömürümüzdür.

Bakan Fatih Dönmez, bu sene ilk defa Türkiye'de günlük elektrik üretiminin Ağustos-Temmuz döneminde 1 TWh/gün seviyesini geçtiğini kaydederek, "Ağustos ayında yine saatlik elektrik üretiminde yenilenebilir kaynakların tüm üretimdeki oranları % 50 seviyesini yakaladı ve geçti. Yani Türkiye'de Haziran'da ilk defa test ettiğimiz saatlik yenilenebilir oranında % 50 rakamını Ağustos ayında geçtik.

Günlük yenilenebilir üretim oranlarında ise Haziran ayının ilk haftasında % 45 ile çok yüksek bir orana eriştik. Rüzgârda yine bir rekor yılı oldu. Eylül ayının son haftasında rüzgâr üretiminin saatlik bazda % 20'leri geçtiği saatleri gördük" dedi.

Bu ender dönemlerin tüm seneye yayılmadığını vurgulayan Dönmez, "Bugün elektrik şebekemiz de belirli aylarda çok yüksek kapasiteyle diğer aylarda ise daha düşük kapasitede çalışan yenilenebilir kaynaklardan etkileniyor. Bu etkileri azaltmak için de yerli kömürümüz var. Yine yerli kaynaklarımızdan linyitte, kömür santrallerimiz 2013-2018 döneminin en yüksek üretim rakamlarını gördüler. Bu sene eğer yağışlar ve su seviyeleri de iyi olsaydı, %55 yerlilik oranını yakalamamız hayal değildi. Yerli kömürden elektrik üretimi son senelerdeki ortalamanın %21 üzerinde. İnanıyoruz ki önümüzdeki dönemde çok daha iyi bir noktaya ilerleyeceğiz.

Tabii bu yatırımlar altyapılar olmadan tüketiciye kesintisiz bir şekilde erişemez. Bu altyapıların zamanında ve kaliteden ödün vermeden düşük maliyetlerle bitmesi önemli. Bu yatırım maliyeti sadece boru hattı, tel, direk olsa tahmin edilebilir bir bütçesi var. Ama yerel yönetimlerin talepleri, maliyetleri arttırmaya devam ediyor.

Yerel yönetimler altyapı şirketlerine yardımcı olmalı çünkü altyapı şirketleri yaşadıkları bölgelerdeki yaşam kalitesini en hızlı arttıran ve destek veren şirketler" diye konuştu.

Bakan Dönmez, şöyle devam etti:

"Gerek doğal gaz gerek elektrikte, yerel idareler önce yatırımı isteyip sonra da kazı izinleri için neredeyse yatırım bedellerinin %50'sine varan bedeller çıkarmaktadır. Bunun koordinasyon ve eşgüdümle ve kazan-kazan bakışıyla çözülebileceğine inanıyoruz.

Büyük altyapı yatırımlarında da bu sene TANAP devreye girdi ve istatistiklerden izlediğimiz kadarı ile günlük olarak da planlanan kapasiteyi yakalıyor hatta daha da üzerine çıkabilecek gibi duruyor. Türkiye'nin enerji arz güvenliğinde en büyük dostu ve yardımcısı, dost ve kardeş ülke Azerbaycan'dır. Bu sene açılışını yaptığımız Star Rafinerisi ile de Türkiye'de dışa bağımlılıkta çok önemli bir boşluğu doldurduk.

Doğal gaz politikalarımızda bugün 300 milyon m3/günlere gelmiş bir giriş kapasitesi ile %20 bir yedek rezerv marjı oluşturmuş durumdayız. Enerji sistemlerinde depolama ve yedek sistem kapasiteleri olmazsa olmazlardandır. Doğal gaz depolarında da Tuz Gölü'nde 1.faz Silivri'de 2.faz ile yolumuza devam ediyoruz.

Hidrokarbon rezervlerimizi insanımıza sunmak için de teknoloji en büyük gücümüz olacak. Alanya-1 kuyusu ile sondaja başlayan Fatih sondaj gemimiz dünyada kendi sınıfının en iyileri arasında. Ancak, biz Fatih ile yetinmeyip bir gemiyi daha envanterimize katıyoruz. Böylece kullanılan son teknoloji ile arama çalışmalarımız ve buna bağlı üretimimiz artacak.

Ülkemizin maden kaynaklarını gün yüzüne çıkarmak adına da teknolojiden azami olarak faydalanıyoruz. MTA havadan jeofizik operasyonunun %80'den fazla kısmını yıl sonuna kadar tamamlayacak.

Uçaklarımızın kuyruk kısmına monte edilen Düşey Manyetik Gradient Sensörü, bu model uçaklar için dünyada ilk defa bizim projemiz için geliştirilip, üretildi. Bu sensörün projemize getirdiği avantajla yüzeye yakın yer altı yapılarını daha kolay ve net bir şekilde tespit ediyoruz." dedi.

EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz da Türkiye'de yatırım yapanın hiçbir zaman kaybetmediğini ve kaybetmeyeceğinin altını çizdi. Bu aşamada özel sektörün daha nitelikli, daha iyi yetirmiş insan gücüne sahip olması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, "Onlardan daha cesur ve öngörülür adımlar atmasını bekliyoruz. Cumhuriyetimizin 100. yılında güçlü bir enerji ticaret merkezi olmak için yılmadan çalışıyoruz ve çalışmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

TBMM Çevre Komisyonu Başkanı Muhammet Balta ise hava kirliliği nedeniyle 16 yıl önce Türkiye'de maskelerle dolaşıldığını hatırlattı. Gazetelerin o dönem promosyonla maske dağıttığını anımsatan Balta, "Bu sürede Türkiye her alanda kalkındı. Enerji altyapısını oluşturdu, sanayisi gelişti, ihracatı arttı. Enerji arzı artan iki ülkeden bir olduk. Bunu çok değerli işadamlarımızla başardık. Bizler sizlerin moral motivasyonunu artırmak için buradayız. Sorunlarınızın, sıkıntılarınızın neticesini burada almak istiyoruz. Milli ve yerli yenilenebilir enerjinin çok önemli olduğunu buradan iletmek istiyoruz. İnadına yatırım diyoruz" dedi.

TBMM Enerji Komisyonu Başkanı Mustafa Elitaş da, geçmişte enerji kayıpları nedeniyle sanayicilerin yaşadığı sorunlara dikkati çekerek, "Özellikle porselen ve seramikle uğraşanların bir anda elektrik kesildiğinde ne kadar zarara uğradıklarını çok iyi biliyorum. Türkiye'nin yüzde 1'lik yani 30-35 megavat rüzgar, güneş ve jeotermal gücü vardı. Şu an mevcut kapasitemizin yüzde 16'sını kullanabiliyoruz." diye konuştu.

Kongre Başkanı Çiğdem Dilek de, bugün çok büyük ve bir o kadar önemli bir birlikteliğe, paylaşıma, coşkuya ev sahipliği yaptıklarını kaydetti. Sektörün çok önemli yerli ve milli yatırımcılarını, uluslararası aktörleri, çok değerli bilim adamlarını aynı çatı altında buluşturmanın kendileri için gurur kaynağı olduğunu dile getiren Çiğdem Dilek, "Ülkemizin en büyük 3 sektöründen biri olan enerjinin önemi artık herkes tarafından kavranıyor. Büyümek, refah içerisinde yaşamak, dışarıya muhtaç olmamak ve hedeflerimiz arasında yer alan, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın sıklıkla dile getirdiği dünyanın en büyük ilk 10 ülkesinden biri olmak için enerji yatırımlarına önem vermemiz, bu alanda kendimizi sürekli yenilememiz, işbirliklerini arttırmamız şüphesiz büyük önem taşıyor. Biz de tüm bunların ışığı altında bu yıl 11'ncisini düzenlediğimiz Uluslararası Enerji Kongresi ve Fuarı'nın sloganlarını "enerjini fark et" ve "enerjini paylaş" olarak belirledik" dedi.

ATO Başkanı ve etkinliğin Onursal Başkanı Gürsel Baran ise bu birlikteliğin sektörün nabzını tutan, tüm paydaşları bir araya getiren muhteşem bir organizasyon olduğuna dikkati çekerek, "Enerji sektörünün kalbi 2 gün Ankara'da atacak. Enerji arz güvenliği şu an uluslararası gündemin en başında. Enerji bağımsızlığı konusunda hedeflerini belirleyen Türkiye, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının toplamdaki payını artırmaya çalışıyor. Biz bu yaklaşımın her türlü arkasındayız ve destekliyoruz" diye konuştu.

Kongrenin ana sponsoru GE-Turkey Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Canan Özsoy da 1948 yılında başladıkları yolculukta güçlü ortaklıklarla yerlileştirme çalışmalarına katkı sağladıklarını kaydetti. "14 bin kilometre öteye Avustralya'ya rüzgar kanadı ihraç etmenin onurunu yaşıyoruz" diyen Özsoy, "2040'da yenilenebilir enerji kaynakları, küresel enerji kaynaklarının 3'te 2 sini karşılayacak. Ülkemizde temiz enerjinin yaygınlaşması için alt yapının evrilmesi gerekiyor. Türkiye enerjide geleceği yakalamalı, hatta öncü olmalı. Dünyaya gelen güneş enerjisi toplam enerjinin 20 bin katı. Bunları depolayacak güce sahip olmalıyız" dedi.

Kongre açılış konuşmaları hediyelerin taktimi ile sona erdi.

Kaynak: Haberler

Bingöl'de Bir Lise Enerjisinin Yüzde 85'ini Güneşten Sağlıyor

Bingöl Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bahçesinde kurulan güneş enerjisi santrali okulun elektrik ihtiyacının yüzde 85'ini sağlıyor.

Bingöl Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesince hazırlanan ve Avrupa Birliği Hibe Programları kapsamında desteklenen "Solar Enerji Atölyesinin Kurulup İşletim, Bakım, Onarım Modülünün Hazırlanması Projesi" kapsamında okul bahçesine 2015'te 8 kilovat gücünde güneş enerjisi santrali kuruldu. Santral sayesinde okulun elektrik ihtiyacının yüzde 85'i karşılanıyor.

Okul Müdürü Abdulselam Begiç 2015 yılında faaliyete geçen santralin hem kalifiye eleman yetiştirilmesini yardımcı olduğunu hem sektöre yatırım yapacak girişimcilere örnek teşkil ettiğini hem de okulun elektrik ihtiyacını karşıladığını söyledi.

Bingöl'ün güneş enerjisi üretim potansiyelinin Türkiye ortalaması üzerinde olduğunu dile getiren Begiç, bu konuda yatırım yapmak isteyen iş insanlarına destek olmaya hazır olduklarını belirtti.

Yenilenebilir Enerji Bölümü açıldı

Begiç, Türkiye'nin enerji ihtiyacının dışa bağımlı olmasından bir nebze de olsa kurtarılması için okulda Yenilenebilir Enerji Bölümü açıldığını, bölümden mezun olan öğrencilere hem iş yeri belgesi hem de vatandaşlarının beceri ve yeterliliklerini belgeleyen Europass belgesi verildiğini aktardı.

"Yenilenebilir enerji alanında bizim bütün amacımız bir farkındalık uyandırmaktır." diyen Begiç, şöyle konuştu:

"Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili bir farkındalık uyandırabilmek için hem of grid (şebekeden bağımsız) sistem, hem de on grid (şebeke bağlantılı) sistem kurduk. Kalifiyeli eleman yetiştirmek istiyoruz. Öğrencilerimiz için oluşturduğumuz uygulama alanları var. Uygulama alanında öğrencilerimiz hem teorik hem de işin pratiğini öğreniyorlar. Okulumuzda eğitim amaçlı kurduğumuz santralden okulumuzun enerji ihtiyacını da karşılıyoruz. Gelen faturanın yüzde 85'i güneş panellerinden karşılıyoruz. Sadece yüzde 15'ini fatura olarak ödüyoruz."

"Yenilenebilir enerji çevre dostudur"

Elektrik Elektronik Teknolojileri Öğretmeni Fatih Gündoğdu da küçük bir yatırımla vatandaşların kendi elektriklerini üreterek, hem tasarruf yapabileceklerini hem de ürettikleri elektriği satarak para kazanabileceklerini vurguladı.

Güneş enerjisinden elektrik üretme sistemi sektörünün geleceğinin meslekleri arasında yer alacağını ifade eden Gündoğdu, "Yenilenebilir enerji çevre dostudur. Doğal gaz, kömür ve petrol gibi fosil yakıtların alternatifi, bedava, çevreci olan bir enerji. Bu yüzden bizde hem piyasaya ara eleman yetiştirmek, aynı zamanda ekonomiye katkı sunmak için bu alanı okulumuzda açtık. Burada öğrencilerimize yenilenebilir enerjinin güneş dalında eğitim veriyoruz. Buradan mezun oldukları zaman güneş enerjisi santrallerinde çalışacaklar veya kendi işlerini kuracaklar." dedi.

Gündoğdu, elektriğin taşınabilirliği açısından çok amaçlı güneş panelleri geliştirdiklerini aktararak, vatandaşların kendi evlerinde şebeke bağlantılı sistem kurabileceklerini ve ihtiyaç fazlası elektriği ilgili kuruma satıp para kazanabileceklerini dile getirdi.

Türkiye'nin coğrafi konumu sebebiyle sahip olduğu güneş enerjisi potansiyeli açısından birçok ülkeye göre avantajlı konumda olduğunun altını çizen Gündoğdu, "Biz güneş ülkesiyiz. Bizde güneş potansiyeli daha çok olduğu için çok daha verimli bir enerjiyi üretebiliriz." ifadesini kullandı.

Enerjinin olmadığı yerlerde kullanılması için ihtiyaca göre taşınabilir güneş enerjisini elektrik enerjisine çeviren mobil sistem geliştirdiklerini belirten Gündoğdu, şantiyeler, park aydınlatmaları, arıcılar, göçerler ve yaylacılar için ürettiklerin ürünlerin bulunduğunu anlattı.

"Güneş enerjisi konusunda hizmet etmek istiyorum"

Öğrencilerden Azat Emeç de güneş enerjisini elektrik enerjisine dönüştürerek, bir odanın elektrik ihtiyacının karşılanması amacıyla bir model üzerinde çalışma yaptığını söyledi.

İşi öğrenmek için defalarca sistemi söküp yeniden montaj ettiğini aktaran Emeç, lisans eğitimini de yenilenebilir enerjisi üzerine yapmak istediğini vurguladı.

Emeç, mezun olduktan sonra güneş enerjisi sektöründe çalışmayı düşündüğünü belirterek, "Eğitimimi tamamladıktan sonra bir güneş ülkesi olan ülkeme güneş enerjisi konusunda hizmet etmek istiyorum." diye konuştu.

Veysel Barasi ise aldıkları eğitimle yenilebilir enerji konusunda sistemin inceliklerini öğrendiklerini, mezun olduğunda güneş enerjisiyle çalışan aletler üzerine kendi işini kuracağını kaydetti.

Kaynak: Euronews

Enerjisa Enerji’nin Konsolide Faaliyet Gelirleri %57 Arttı

Enerjisa Enerji, 30.09.2018 tarihi itibariyle mali tablolarını açıkladı. Elektrik dağıtım ve perakende satışında Türkiye’nin lider enerji şirketi Enerjisa Enerji, 2018 yılının ilk dokuz ayında 2.735 milyon TL konsolide faaliyet geliri yaratarak, gelirlerini geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 57 artırdı. Enerjisa Enerji’nin 2018’in ilk 9 ayında baz alınan net karı 624 milyon TL‘ye yükseldi.

“Beklentimiz 2018 için belirlenen 3,0-3,3 milyar TL faaliyet gelir hedefimizin gerçekleşmesi ya da aşılması”

Enerjisa Enerji CFO’su Sascha Bibert, güçlü büyümenin üçüncü çeyrekte de devam ettiğini belirtti. Enerjisa’nın 2018 ilk 9 aylık performansını değerlendiren Bibert;  “Enerjisa Enerji üçüncü çeyrekte yatırımlarına devam ederek hem Dağıtım ve hem de Perakende satış gelirlerinin artışına bağlı olarak faaliyet gelirlerinde güçlü bir büyüme kaydetmiştir.  Şirket önümüzdeki dönemde şartları dikkate alarak, esnek risk yönetim politikaları ile nakit yönetimine ve yatırımların zamanlamasına odaklanacaktır” dedi.

Saraybosnalı Eğitimcilerden BEDAŞ’ın ‘Enerjinin Yıldızları’na Ziyaret

Cengiz ve Kolin Şirketler Grubu’nun dağıtım şirketleri tarafından sektörde ihtiyaç duyulan kaliteli, yetişmiş insan kaynağına ulaşma hedefiyle başlatılan ‘Enerjinin Yıldızları’ projesi, yurtdışından ilk konuklarını ağırladı. Proje çerçevesinde Bayrampaşa’da bulunan İnönü Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bir Yüksek Gerilim Dalı’nın kurulmasına ön ayak olan Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin (BEDAŞ) öğrencilerin uygulamalı eğitim alabilmeleri için kurduğu ‘Yüksek Gerilim Laboratuvarı’nı, Saraybosna Elektrik Mühendisliği Okulu eğitimcileri ziyaret etti.

‘Enerjinin Yıldızları’ projesiyle ilgilenerek ziyarete gelen Saraybosnalı 29 öğretmen Yüksek Gerilim Laboratuvarı hakkında bilgi aldı.

AB Standartlarına Sahip

BEDAŞ’ın Bayrampaşa İnönü Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde oluşturduğu AB standartlarına sahip Yüksek Gerilim Laboratuvarı’nı gezen eğitimciler, teori ile pratiği birleştiren bu tür yatırımların öğrencileri geleceğe hazırlarken kendilerine büyük destek olduğunu ifade etti. BEDAŞ Genel Müdürü Murat Yiğit, “Nitelikli eleman sıkıntısını çözmek için elektrik dağıtım sektörünün öncü şirketi olarak bize büyük bir sorumluluk düştüğünün farkındayız. Bu farkındalıkla bilgi birikimimizi öğrencilerimize aktarmak, sektörde nitelikli eleman sorununa çözüm oluşturabilmek amacıyla ‘Enerjinin Yıldızları’ projesini başlattık. Projenin ilk adımı olarak da bugün bizi ağırlayan İnönü Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğrencilerimizin uygulamalı eğitim alabilmeleri için ‘Yüksek Gerilim Laboratuvarı’ kurduk. Bu süreçte bize her konuda destek olan okul müdürümüz Deniz Mutlu Güler’e teşekkürlerimi sunuyorum. Gençlerimizi geleceğe hazırlama hedefi ile çıktığımız bu yolda, siz değerli konuklarımız, Saraybosna Elektrik Mühendisliği Okulu öğretmenlerinin de bilgi birikimleri ile bize büyük bir katkı sağlayacağına inanıyorum” diye konuştu.

Burs ve Staj İmkanı Sağlanıyor

Millî Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü ile yüksek gerilim alanında ihtiyaç duyulan nitelikli eleman ihtiyacına çözüm üretmek için yapılan Mesleki Eğitim İş Birliği Protokolü sonrasında BEDAŞ tarafından eğitim hayatına kazandırılan laboratuvarda, Yüksek Gerilim Dalı’nı tercih eden öğrenciler elektriğin üretilmesinden, iletim ve dağıtımına kadar tüm kademeleri uygulamalı olarak öğreniyor. Bu arada öğrencilere burs ve staj olanakları sağlayan BEDAŞ’ın yönetici ve çalışanları da öğrencilere mentorluk de yapıyor. BEDAŞ personelinin mesleki tecrübesi ile öğretmenlerin bilgi birikimi aynı potada eritilerek öğrencilere sunuluyor.

Dünya Enerji Görünümü (World Energy Outlook – WEO) 2018 Raporu Yayımlandı

Uluslararası Enerji Ajansı’nın en önemli yayını olan Dünya Enerji Görünümü (WEO) 2018 raporu yayınlandı. Raporda küresel enerji trendlerinin yanı sıra bu trendlerin arz ve talep, karbon salınımı, hava kirliliği ve enerji erişimi üzerindeki etkileri de ele alınıyor.

WEO’un senaryo bazlı analizleri, tüm yakıt tipleri ve teknolojilerinde enerji sistemi için farklı muhtemel geleceklerin altını çiziyor. Mevcut ve planlanan politikalara dayanan farklı yollarla, Paris Anlaşması kapsamında uzun vadeli iklim hedeflerini karşılayabilecek, hava kirliliğini azaltacak ve evrensel enerji erişimini sağlayabilecek bir kontrast sunuyor.

Enerji tüketiminin coğrafyası Asya’ya doğru olan tarihi değişimine devam ederken, WEO 2018 değişimin hızı ve yönü üzerine karışık işaretler ortaya koyuyor. Örneğin petrol piyasaları, 2020’nin başlarında yaşanması muhtemel bir arz talep açığı da dahil olmak üzere yenilenmiş bir belirsizlik ve volatilite periyoduna giriyor. Çin’in dev bir tüketici olmaya başladığı bu dönemde doğalgaza olan talep yükselişte. Fotovoltaik güneş ileriye doğru gidiyor, ancak diğer düşük karbonlu teknolojiler ve özellikle verimlilik politikaları hala büyük bir itici güç gerektiriyor.

Tüm durumlarda hükümetlerin geleceğin enerji sistemlerinin yönünde kritik etkileri olacak. Yeni Politikalar Senaryosu’nda modellenen mevcut ve planlanan politikalar altında, enerji talebinin 2040’a kadar %25 büyümesi, bunun da yeni enerji kaynaklarına yıllık 2 trilyon dolar yatırım yapılması bekleniyor.

Uluslararası Enerji Ajansı İcra Direktörü Dr. Fatih Birol: “Analizlerimiz, küresel enerji yatırımlarının %70’inin devlet desteğiyle yapıldığını, buradaki mesajın ise açık ve net olduğunu gösteriyor: dünyanın enerji kaderi hükümetlerin kararına bağlı. Doğru politikaların ve uygun teşviklerin oluşturulması; enerji kaynaklarının güvence altına alınması, karbon emisyonlarının azaltılması, şehir merkezlerinde hava kalitesinin iyileştirilmesi ve Afrika ve diğer bölgelerde enerjiye erişimin yaygınlaştırılması konularındaki ortak hedeflerimize ulaşmak için kritik öneme sahip olacaktır.” Şeklinde konuştu.

Kaynak: IEA

European Utility Week 6 – 8 Kasım’da Viyana’da Gerçekleşti

Yenilenebilir enerji, akıllı şebeke teknolojileri, elektrik depolama ve akıllı ev teknolojileri alanında konferans ve fuarlara ev sahipliği yapan European Utility Week (EUW) bu sene 6-8 Kasım 2018 tarihinde Viyana'da düzenlendi.

Bu yıl 5.si düzenlenen EUW, akıllı enerji değer zincirinin tamamını kapsayan altyapı hizmeti sağlayıcıları, şebeke operatörleri, tedarikçiler, danışmanlar, start-uplar ve sistem entegratörlerinden 12.000 ziyaretçiyi ağırladı.

Üç gün boyunca devam eden etkinlikte Avrupa enerjisinin dört kilit alanı olan Dijitalleşme, Dekarbonizasyon, Enerji Piyasaları ve İnovasyon konuları ele alındı. Etkinlik kapsamında düzenlenen zirvede ise Enerji Portföyünün Güvenliği, Enerji Üretiminde Kaynak Çeşitliliği, Düşük Karbonlu Enerji Sistemi ve Geleceğin Enerji Teknolojileri başlıklarında paneller gerçekleştirildi.

EUW, enerji alanında Avrupa’dan ve diğer bölgelerden üst düzey profesyonellerin bir araya gelerek yeni iş fırsatlarını görüşme imkanı yakaladığı ve yeni projelerin imzalarının atıldığı, Avrupa’nın en büyük enerji platformu niteliği taşıyor.

Kaynak: EUW

Enerji Depolama Yatırımları 2040’a Kadar 1,2 Trilyon Doları Bulacak

Enerji depolama pazarındaki büyüme Çin, Kaliforniya'ya geliyor ve temel olarak her yerde - ve daha önce düşünülenden daha büyük olacak.

Bloomberg NEF tarafından yayımlanan yeni öngörü raporuna göre küresel enerji depolama pazarı 2040 yılına kadar 942 gigawatt’a kadar artış gösterecek ve bu büyüme 1,2 trilyon dolarlık bir yatırım gerektirecek. Batarya maliyetlerindeki sert düşüş, bu büyümedeki temel etken. Bloomberg, şebeke ölçeğindeki lityum-iyon sisteminin 2030’a kadar %52 düşüş göstermesini bekliyor.

Ancak tek faktör maliyet değil. Çin’den Kaliforniya’ya hükümetler elektrikli araçlar ve güneş enerjisinde olduğu gibi talebi teşvik ediyor. Ayrıca, elektrikli araçların şarj edilmesinin yanı sıra uzak bölgelerde enerji erişimi için depolamaya daha fazla odaklanılıyor.

New York’ta bulunan Bloomberg analisti Yayoi Sekine: “Maliyetler beklediğimizden daha hızlı düşüş gösterdi. Bataryalar hayatlarımıza nüfus edecek.”

Daha ucuz bataryaların etkileri, çok sayıda endüstriyi geliştiriyor ve iklim değişikliğine karşı savaşmak için gerekli teknolojilerin teşvik edilmesine yardımcı oluyor. Bataryalar, trafikte sayıları artmaya başlayan elektrikli araçları çalıştırıyor.

Burada iki önemli Pazar karşımıza çıkıyor, Çin ve Kaliforniya.

Çin, batarya üretim kapasitesini geliştirerek pazarın büyümesindeki merkezi oyuncu oluyor. Bu arada Kaliforniya da son yıllarda batarya pazarını teşvik edecek bir dizi tedbir alıyor. Bunlar arasında 2045 yılına kadar eyaletin tüm elektriğinin karbonsuz kaynaklardan gelmesini şart koşan bir mevzuat da bulunuyor.

San Francisco merkezli bir çatı güneşi şirketi Sunrun’ın CEO’su olan Edward Fenster, konuyla ilgili olarak şu yorumda bulunuyor: “Depolama, yenilenebilir enerjinin evriminde bir sonraki adım olarak kritik öneme sahip. Eğer %100 yenilenebilir enerji kullanımı istiyorsak, depolamaya oldukça ihtiyacımız olacak.”

Kaynak: Bloomberg

Hidroelektrik Santraller Gerçekten de Sürdürülebilir Enerji Kaynağı Mı?

Avrupa ve ABD'deki büyük ölçekli hidroelektrik santral projelerinin çoğundan vazgeçiliyor. Gelişmekte olan ülkeler ise baraj yapımını sürdürüyor. Bilim insanlarına göre bu durum çevre felaketlerine davetiye çıkarıyor.

ABD Ulusal Bilimler Akademisi'nin "Proceedings" adlı dergisinde yayımlanan araştırmasına göre, Avrupa ve ABD'deki büyük hidroelektrik santrallerin çoğu çevre için felaket boyutunda sonuçlara neden oldu.

Bu barajların çoğu tehlikeli bulundukları ve ekonomik olmadıkları için kaldırılıyorlar.

Ancak araştırmacılar, hidroelektrik santrallerinin sürdürülebilir olmayan doğasının gelişmekte olan ülkeler tarafından anlaşılmadığını düşünüyor.

Afrika'da ve Asya'da binlerce yeni hidroelektrik santral inşa ediliyor.

Hidroelektrik santraller dünyada yenilenebilir enerji kaynaklarının yüzde 71'ini oluşturuyor ve pek çok ülkenin kalkınmasında büyük rol oynadı.

Ancak araştırmacılara göre, Avrupa'da ve ABD'de baraj inşaatları 1960'larda zirveye ulaştı ve o zamandan beri azalmaya başladı. Artık yeni barajlar inşa etmekten ziyade, var olanlar da kapatılıyorlar.

Atlas Okyanusu'nun iki tarafında her hafta en az bir hidroelektrik barajı kullanıma kapatılıyor.

Araştırmacılar, hükümetlerin olumsuz çevresel ve sosyal etkilerini göz önünde bulundurmadan ucuz elektrik gücü nedeniyle barajlara yöneldiklerini söylüyorlar.

1930'dan beri inşa edilmiş barajların yüzde 90'ından fazlası tahmin edilenden daha masraflı çıktı.

Üzerine inşa edildikleri nehrin ekolojisini değiştirdiler, milyonlarca insanı göçe zorladılar ve su basmış arazi ve ormanların bozulmasıyla sera gazı salgılanmasına yol açarak iklim değişikliğine yol açan etkenlerden biri oldular.

Bunun karşılığında ise barajlardan yeterince verim alınamadı.

Kaynak: BBC

HAFTANIN RAPORU

Eurelectric dağıtım sistemlerine bağlı olan üreticilerin ücretlendirmeleri üzerine, bu konuda AB perspektifinden ilk genel taslak ve referans noktası kabul edilebilecek bir rapor yayımladı.

Rapor, AB Üye Ülkelerin dağıtım sistemlerindeki elektrik üreticilere uygulanan ücretlendirmeleri kapsıyor. Bunlar arasında bağlantı ücretleri, şebeke kayıplarıyla ilişkili ücretlendirmeler, dağıtım sistemi kullanım ücretleri ile vergi fonlar yer alıyor.

Eurelectric tarafından yürütülen araştırma, AB çapındaki dağıtım sistemi ücretlendirmelerinin karakteristiklerinin çeşitliliğini ve üreticiler ile farklı tip tesisler üzerindeki etkilerini gösteriyor. Bu bulgulardan yola çıkılarak, Eurelectric tarafından ortaya konulan önceki bulguların ve analizlerin ışığında politika önerileri geliştirildi.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

İNFOGRAFİK / GRAFİK
194