SEKTÖRDEN HABERLER
Güneşten 200 Milyon Dolar Enerji Tasarrufu

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın yaptığı düzenlemelerle ekonomik olarak yapılabilirliği daha cazip hale getirilen çatı ve cephelerde Güneş Enerjisi Santrali (GES) kurulumu sayesinde kendi elektriğini güneşten üreten haneler, sanayi tesisleri, tarımsal faaliyetlerin sayısı her geçen gün artıyor.

Güneşten elektrik üretmenin yanı sıra, termal güneş enerjisi kolektörleri (gün ısısı) ile sıcak su üretiminde ise Türkiye, Çin ve ABD'nin ardından dünya üçüncülüğüne yerleşti. Türkiye'yi sırasıyla Almanya, Brezilya, Hindistan, Avusturalya, Avusturya, İsrail ve İtalya takip ediyor.

Türkiye'de güneş enerjisinden sıcak su üretimine yönelik hâlihazırda 22 milyon metrekare panel alanı kurulmuş durumda. Bu alana karşılık yıllık 900 bin TEP (ton eşdeğer petrol) değerinde enerji güneşten üretilirken, Türkiye bugünkü rakamlarla güneşi sıcak suya dönüştürerek yıllık yaklaşık 200 milyon dolar enerji tasarrufu sağlıyor.

Enerji Bakanlığı ile Enerji Verimliliği (ENVER) Derneği'nin ortaklaşa yaptığı "Enerji Verimliliği Bilinç Endeksi" çalışması kapsamında hane halkının güneş kolektörü kullanım eğilimi de ölçüldü. Bu kapsamda güneş enerjisi kolektörü kullanmayan hane halkının yüzde 53.3'ünün haberdar olmadığı ve faydasını bilmediği, 4 yıla kadar kurmayı düşünenler ile güneş enerjisi kolektör pazarının yüzde 25 daha büyüyeceği öngörülüyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, "Güneş enerjisi kurulu gücü ve güneşten elektrik üretimi konusunda son yıllarda ciddi bir atak yaptık. Özellikle lisanssız üretimin yüzde 90'ından fazlasını güneş enerjisi santralleri oluşturuyor. Anadolu'da çatılara kurulan güneş kolektörleri oldukça yaygın. Bu kültürün bir sonucu olarak Türkiye'nin bu konuda dünya üçüncüsü olması şaşırtıcı bir sonuç değil. Türkiye'nin güneş enerjisi kurulu gücünün 6 bin MW'ı aştı" dedi.

Kaynak: Sabah

Virüsle Borlu Mücadele

Bor madeninin de içinde olduğu ortam ve yüzey dezenfektanı BORTAM’ın seri üretimi başlıyor. BORTAM, bakteri ve virüsleri yok ederek ortamı strerilize edecek. Toplu taşıma araçları, iş yerleri, okul ve evlerde kullanılabilecek.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, koronavirüs salgınıyla mücadele çerçevesinde üretilen antibakteriyel el dezenfektanı BOREL’den sonra, ortam ve yüzey dezenfektanı BORTAM’ın da laboratuvar sürecinin tamamlanmasıyla seri üretime başlandığını söyledi. Dönmez, BORTAM’ın ortamdaki bakteri ve virüsleri yok ederek ortamı sterilize edeceğini belirterek, “Yeni normal dönemde kalabalık ortamlarda; toplu taşıma araçlarında, iş yerlerinde, okul ve evlerimizde rahatlıkla kullanabileceğiz. İnsan sağlığına zararı olmayan, hijyenik bir ürün” diye konuştu.

Bireysel tedbirlerin yanında koronavirüs salgınının yayılım hızının ve bulaş riskinin en aza indirilmesinde umumi ve kişisel alanlarda, uygun dezenfektanlarla yapılan ortam ve yüzey dezenfeksiyonunun önemli olduğunu vurgulayan Dönmez, “Bor madeninin antibakteriyel ve antiviral özelliği biliniyor. Bor bileşiklerinin virüslere karşı etkili oldukları bilimsel çalışmalar ile gösterilmiştir.

BORTAM’ın laboratuvar süreçlerini tamamladık. BORTAM, antibakteriyel, antifungal ve antiviral testleri başarıyla geçti. Standartların belirlemiş olduğu antimikrobiyal etki değerlerine göre elde edilen sonuç istenilen değerlerin çok üzerinde. Sertifikasyon süreçlerini de tamamlayan BORTAM, üretime hazır” değerlendirmesini yaptı.

Dönmez ayrıca, bor içerikli yeni ürünlerin de yıl sonunda tanıtımını gerçekleştireceklerini belirtti. Dönmez, “Yıl sonunda bor madeninden üretilen, mutfaklarda kullanılacak hijyen ürünlerini vatandaşlarımızla buluşturacağız. Ülkemizin kaynaklarını en verimli şekilde, kaliteden ödün vermeden, emsalleriyle rekabet edecek, ihracatını da yapabilecek kapasitede üreteceğiz” dedi. Antibakteriyel özelliğe sahip bor madeninden ilk olarak 2019 Ocak ayında temizlik ürünü BORON üretilmiş, aynı yılın kasım ayında toz ve sıvı formda renkli, beyaz ve genel kullanım amaçlı BORON üretimi yapıldı. 2019’un son aylarında Çin’de başlayarak tüm dünyaya yayılan koronavirüs döneminde BOREL üretildi. BORTAM’ın yakın zamanda piyasaya çıkmasının ardından, bu yıl bor katkılı temizlik ürünleri de raflardaki yerini alacak.

Kaynak: Hürriyet

Elektrikli Otomobil Satışları İkiye Katlandı

Elektrikli otomobil satışları, bu yılın 7 ayında 2019'un aynı dönemine göre yüzde 99 ve hibrit otomobil satışları da yüzde 47,3 arttı.

Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) verilerine göre, Türkiye'de otomobil ve hafif ticari araç pazarı, bu yılın ocak-temmuz döneminde 2019'un aynı dönemine kıyasla yüzde 60,3 artarak 341 bin 469 adet olarak gerçekleşti.

Otomobil ve hafif ticari araç pazarı, 10 yıllık temmuz ayı ortalama satışlarına göre ise yüzde 42,5 arttı.

Sadece otomobil satışlarına bakıldığında, bu yılın 7 ayında 2019'un aynı dönemine göre yüzde 58,9 yükselişle 273 bin 22 adet seviyesine ulaşıldı.

Hafif ticari araç pazarı da yüzde 65,8 artarak 68 bin 447 adede yükseldi.

Söz konusu dönemde 1600cc altındaki otomobil satışları yüzde 60,6 artarak yüzde 94,8 pay, 1600-2000cc aralığındaki otomobil satışları da yüzde 20 artarak yüzde 2 pay aldı. 

2000cc üstü otomobil satışlarının payı ise yüzde 5 azalarak yüzde 0,2 olarak belirlendi.

Temmuz sonu itibarıyla otomobil pazarında motor tipine göre değerlendirildiğinde, benzinli otomobil satışları 137 bin 446 adetle yüzde 50,3 pay aldı.

Dizel otomobil satışları 114 bin 936 adetle yüzde 42,1 pay alırken, otogazlı otomobil satışlarının payı 12 bin 320 adetle yüzde 4,5 oldu. Elektrikli ve hibrit otomobillerin payı ise 3,1 olarak belirlendi.

Benzinli otomobil satışları temmuz sonunda geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 118,1, otogazlı otomobil satışları yüzde 80,9 ve dizel otomobil satışları da yüzde 19,3 yükseldi.

Temmuz sonunda 191 adet elektrikli ve 8 bin 129 adet hibrit otomobil satışı gerçekleşti.

Bu dönemde elektrikli otomobil satışları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 99 ve hibrit otomobil satışları da yüzde 47,3 artış gösterdi. Böylece elektrikli ve hibrit araç satışlarındaki artış trendi devam etti.

Temmuz sonunda otomobil pazarının yüzde 86,1'ini vergi oranları düşük olan A, B ve C segmentlerindeki araçlar oluşturdu. 

C segmenti otomobiller 169 bin 464 adetle yüzde 62,1 pay, B segmenti otomobiller de 64 bin 533 adetle yüzde 23,6 pay aldı.

Otomobil pazarında en çok tercih edilen gövde tipi ise yüzde 44,4 payla yine sedan otomobiller oldu. Sedan otomobilleri, yüzde 28,3 payla SUV ve yüzde 24,3 payla da hatchback takip etti.

Kaynak: AA

Spot Elektrik Piyasasında İşlem Hacmi Temmuzda Yüzde 13 Arttı

Türkiye'nin spot elektrik piyasasında işlem hacmi temmuzda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13 artarak 4 milyar 945 milyon 244 bin 182 lira oldu.

Türkiye, bölgesinde enerji ticaret merkezi olma hedefine yönelik çalışmalara hız veriyor. Son yıllarda elektrik piyasasında derinlik ve öngörülebilirliğin artmasıyla özel sektör katılımcılarının spot piyasaya ilgisi yoğunlaşıyor. Bu kapsamda Enerji Piyasaları İşletme AŞ (EPİAŞ) bünyesinde faaliyet gösteren gün öncesi piyasasında ticaret hacmi ve miktarı da artış gösteriyor. EPİAŞ verilerinden derlenen bilgilere göre, günlük ve saatlik referans elektrik fiyatlarının belirlendiği gün öncesi piyasasında ticaret miktarı, temmuzda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 16,6 artarak 16 milyon 565 bin megavatsaate yükseldi.

Söz konusu piyasada işlem hacmi ise temmuzda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13 artarak 4 milyar 945 milyon 244 bin 182 liraya yükseldi. Bu rakam, Temmuz 2019'da 4 milyar 377 milyon 599 bin 667 lira olarak kayıtlara geçmişti. Bu dönemde, günlük bazda en yüksek işlem hacmi 184 milyon 625 bin 24 lirayla 29 Temmuz'da, en düşük işlem hacmi ise 121 milyon 486 bin 995 lirayla 12 Temmuz'da gerçekleşti. Gün öncesi piyasasında bir megavatsaat elektriğin ortalama fiyatı temmuzda 296 lira 36 kuruş oldu.

Kaynak: Habertürk

Enerjisa Enerji 2020’nin İlk Yarısında Yatırımlara Devam Etti

Elektrik dağıtım ve perakende satış sektöründe Türkiye'nin lider şirketi Enerjisa Enerji, büyüme ivmesini Covid19 ile ortaya çıkan belirsizliklere rağmen ikinci çeyrekte de korudu.

Enerjisa Enerji, 2020 yılının ilk yarısında 570 milyon TL tutarında yatırım gerçekleştirirken, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13 büyüme ile 2 milyar 565 milyon TL konsolide faaliyet geliri elde etti. Şirketin aynı dönemde baz alınan net kârı ise 754 milyon TL’ye ulaştı.

Yüzde 20’si halka açık olan ve ana sermayedarları Sabancı Holding ve E.ON SE olan Enerjisa Enerji, 30.06.2020 tarihi itibariyle mali tablolarını açıkladı.

Buna göre şirket, 2020 yılının ilk yarısında konsolide Faaliyet Gelirlerini geçen yıla göre yüzde 13 artırarak 2 milyar 565 milyon TL’ye çıkardı. Enerjisa Enerji’nin Baz Alınan Net Kârı ise aynı dönemde 754 milyon TL’ye ulaştı.

Enerjisa Enerji CEO’su Murat Pınar, “COVID-19 salgını küresel sağlık sistemi ve geleneksel iş modellerinin kırılganlığını ortaya çıkarırken, elektrik enerjisinin ne kadar temel bir ihtiyaç olduğunu tekrar gösterdi. Pandemi boyunca ana önceliğimiz insan sağlığı ve operasyonel sürdürülebilirlik oldu. Bu nedenle, sürecin yönetiminde hekimlerimizin danışmanlığı ve tüm üst yönetimimizin katılımıyla iş sürekliliği ve kriz yönetimi komiteleri kurduk. Çalışanlarımızın sağlığını korumak ve altyapımızı değişen arz ve talebe karşı korumak için önlemler aldık. Yatırımlarımız pandemiye rağmen 2020 yılının ilk yarısında geçtiğimiz yıla göre %273 oranında artış göstererek 570 milyon TL olarak gerçekleşti. Şebekelerimizdeki yatırımlarımızın karşılığını alarak, bu dönemde müşterilerimizin ve işyerlerindeki yaşamlarını kolaylaştırdık. Gelecekte de kesintisiz enerji temin edebilmek için şebeke yatırımlarımıza devam edeceğiz.” dedi.

Enerjisa Enerji CFO’su Michael Moser, “Birinci çeyrekte yıla çok iyi bir başlangıç yaptık, ancak mart ayından bu yana ana odak noktamız Covid-19 salgını oldu. Enerjisa Enerji olarak, kendimizi salgının yaratacağı olası sonuçlara iyi hazırladık ve çeşitli risk azaltma önlemlerini zamanında uyguladık. Ek olarak, düzenleyici mekanizmalar yüksek koruma düzeyleri ile bu krizde yardımcı olmuş ve olmaya da devam etmektedir. Yukarıda bahsettiğimiz aksiyonlar ve destekleyici düzenleyici rejim sayesinde bugüne kadar finansallarımız üzerinde yalnızca çok kısıtlı etkiler yaşadık. Sonuç olarak, bu yılın ilk yarısında güçlü bir karlılık büyümesi yakaladık. İkinci çeyreğin sonunda Baz Alınan Net Karımız geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 62 artışla 754 milyon TL'ye ulaştı.

Bu yılın ikinci yarısına da temkinli yaklaşmamıza rağmen, güçlü ilk yarı performansımızın ardından Görünümümüzü yukarı doğru revize edecek kadar kendimize güveniyoruz. Bu nedenle, Baz Alınan Net Kar beklentimizi yüzde 30’un üzerinde yıllık büyüme olacak şekilde revize ediyoruz.” dedi.

Dicle Elektrik'ten Elektrik Tasarrufu İçin Tarımsal Sulama Araştırması

Dicle Elektrik Dağıtım AŞ'nin (Dicle EDAŞ) yaptığı tarımsal sulama araştırması sonucuna göre, tarım arazilerinde yüzey yerine damla sulama tekniği kullanıldığında 100 dönüm arazide yaklaşık 40 bin lira tasarruf sağlanabileceği belirtildi.

Şirketten yapılan açıklamada, tarımda doğru sulama yöntemleriyle enerji faturasının neredeyse yarıya düşürülmesinin sağlanabileceği ve yanlış sulama tekniklerinin kullanılmasının elektrik tüketiminde artışa sebep olduğu ifade edildi.

Son dönemde Mardin ve Şanlıurfa’da biriken borçları nedeniyle tarımsal sulama abonelerinin elektriğinin kesilmesi, çiftçilerin enerji maliyetlerini gündeme getirdi.

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) bölgesindeki sulama tekniklerinin maliyet analizini yapan Dicle EDAŞ, yüzey yerine damla sulama tekniğinin uygulanmasıyla Mardinli çiftçinin bir hasat döneminde, 100 dönümde yaklaşık 42 bin lira, Şanlıurfalı çiftçinin ise yaklaşık 37 bin lira tasarruf edebileceğini hesapladı.

Analizde bölgede faaliyet gösteren ziraat odalarının konuyla ilgili araştırmaları da dikkate alınırken, tarla eğimi ve hava sıcaklığı gibi bölge şehirleri arasında büyük farklılıklar göstermeyen değişkenler ise model dışında tutuldu.

Dicle Elektrik’in 100 dönüm araziyi veri kabul ederek, bir hasat mevsimi için yaptığı maliyet analizine göre, Mardin’de pamuk veya ve mısır tarımı için yapılan sulamada, yüzey sulama yöntemi kullanıldığında yaklaşık elektrik tüketimi 217 bin kWh (kilovatsaat) olurken, aynı miktardaki arazinin sulamasında damla tekniği kullanıldığında enerji tüketimi yüzde 44 azalarak 121 bin kWh’ye düşüyor.

Yüzey sulamada çiftçinin enerji faturası devletin yüzde 45 oranındaki desteğiyle birlikte hesaplandığında yaklaşık 94 bin lira olurken, damla sulamada tutar yaklaşık 53 bin liraya geriliyor. Şanlıurfa örneğinde ise 100 dönüm arazi ve bir hasat mevsimi veri kabul edilerek hesaplama yapıldığında pamuk veya mısır tarımı için yüzey sulaması için yaklaşık 195 bin kWh elektrik harcanırken, damla sulama tercih edildiğinde enerji tüketimi yaklaşık yüzde 44 azalarak 109 bin kWh’ye düşüyor.

Yüzey sulamada çiftçinin elektrik faturası devlet desteğiyle birlikte hesaplandığında yaklaşık 85 bin lira olurken, damla sulamada bu rakam yaklaşık 48 bin liraya geriliyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş Genel Müdürü Yaşar Arvas, tarımsal sulama abonelerinin girdi maliyetlerini düşürmelerine yardımcı olmak istediklerini belirterek, “Bunu bir hizmet ve sosyal sorumluluk olarak görüyoruz. Yaptığımız saha çalışmaları ve araştırmalar sonucunda ortaya çıkan tablodan hareketle, çiftçilerimizin sulama verimini yükseltmek ve enerji maliyetlerini düşürmek için yüzey sulama yerine damla sulama yöntemini kullanmalarını öneriyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Bölgenin sıcak ve kurak yapısının büyük zorlukla yüzeye çıkarılan suyun hızlıca buharlaşmasına ve sulama veriminin düşmesine neden olduğunu belirten Arvas, şu ifadeleri kullandı:

"Damla sulamada, bitkinin kökleri doğrudan suya kavuştuğu için buharlaşmadan minimum oranda etkileniyor ve olabildiğince fazla miktarda su bitki ve toprakla buluşuyor. Dağıtım bölgemizdeki tarımsal faaliyetlerin büyük kısmını oluşturan pamuk ve mısırın su ihtiyacı diğer tarımsal ürünlere göre çok daha yüksek. Suya erişmek için kullanılan kuyuların derinliği Şanlıurfa’da ortalama 350 metre iken, Mardin’de ortalama 500 metre. Bu durum hem kuyu açma maliyetini hem de suyu yüzeye çıkarmak için kullanılan elektrik maliyetini ciddi oranda artırıyor."

DÜNYADAN HABERLER
Deniz Üstü Rüzgar Santrallerinin Kurulu Gücü 2030'da 234 GW'a Ulaşacak

Küresel Rüzgâr Enerjisi Konseyi’nin (Global Wind Energy Council, GWEC) yeni raporu, küresel deniz üstü rüzgâr kapasitesini ele alıyor. Asya Pasifik bölgesindeki önemli artış ve Avrupa'da devam eden hızlı büyümenin etkisiyle, 2019’un sonunda 29,1 GW kurulu güce sahip deniz üstü rüzgâr teknolojisinin, 2030 yılına gelindiğinde 234 GW'ın üzerine çıkması bekleniyor.

Rapor 2019 yılının, yeni eklenen 6,1 GW’lık kapasite ile küresel ölçekte 29,1GW’ye ulaşan deniz üstü rüzgar santralleri için tarihteki en etkin yıl olduğunu ortaya koyuyor. Çin, hayata geçen 2,4 GW’lık yatırım ile, yeni tesislerin inşası konusunda üst üste ikinci kez liderliğini koruyor. Çin’i 1,8 GW ile İngiltere ve 1,1 GW ile Almanya takip ediyor. Avrupa deniz üstü rüzgâr sektöründe lider konumunu sürdürüyor. Ancak Asya-Pasifik bölgesinde yer alan Tayvan, Vietnam, Japonya ve Güney Kore ile ABD pazarlarında da hızlı yükseliş yaşanıyor ve önümüzdeki on yıl içerisinde önemli artış kaydedecek bölgeler olarak belirtiliyor. GWEC Market Intelligence, 2030 yılına kadar küresel ölçekte, 6,2 GW’lık yüzer deniz üstü rüzgâr santralleri de dahil olmak üzere 205 GW'dan fazla yeni deniz üstü rüzgâr kurulu gücü ekleneceğini öngörüyor. Bu rakam, GWEC’nin COVID-19 krizi öncesinde öngördüğü tahminlerle kıyaslandığında 15 GW'lık artışa işaret ediyor. Bu durum sektörün, enerji dönüşümü ve yeşil toparlanma süreçlerini güçlendirmesi bakımından oynayacağı önemli rolü gösteriyor.

GWEC’in CEO'su Ben Backwell, ‘Dünyanın dört bir yanındaki hükümetlerin, deniz üstü rüzgâr teknolojisine yapılacak büyük ölçekli yatırımların COVID nedeniyle oluşan ekonomik krizden toparlanma sürecinde istihdam yaratma ve ekonomik kalkınmayı ivmelendirmede oynayabileceği rolü fark etmesi sebebiyle, bu yatırımlar küreselleşiyor. Önümüzdeki on yıl içinde, Japonya, Kore ve Vietnam gibi gelişmekte olan ülkelerin deniz üstü rüzgâr pazarında önemli bir paya sahip olduğunu göreceğiz. Bununla birlikte Asya, Güney Amerika ve Afrika'da yer alan birçok ülkede, deniz üstü rüzgâr santrallerinin ilk kez kurulduğunu göreceğiz,” dedi.

“Rapor, önümüzdeki on yıl içinde, deniz üstü rüzgâr sektöründe 900.000 yeni istihdam yaratılabileceğini gösteriyor. Bu rakam, karar vericilerin ekonomik iyileştirme kapsamında uygulayacağı stratejilerde bu sektörün büyümesini hızlandırmaları durumunda daha da artabilir. Ayrıca, her 1 GW’lık deniz üstü rüzgâr santrali, 3,5 MT CO2'nin atmosfere salınmaması anlamına geliyor. Bu durum rüzgar santrallerini, karbon salımını önleme ve birçok ülkede fosil yakıtların yerini alma yolunda var olan en etkin büyük ölçekli teknoloji haline getiriyor” dedi.

GWEC Strateji Direktörü Feng Zhao “Dünyada giderek daha fazla ülkenin deniz üstü rüzgâr santrallerinin önemli potansiyelini fark etmesiyle, sektörün geleceği umut vadediyor. Piyasa büyümeye devam ettikçe, sektördeki yüzer deniz üstü rüzgâr santralleri, daha büyük ve verimli türbinler ve Power-X çözümleri gibi yenilikler, yeni kapılar açmaya ve pazarlar geliştirmeye başlayacak. Deniz üstü rüzgâr enerjisi endüstrisinin, küresel ölçekte enerji dönüşümünü sağlamadaki önemi giderek artıyor.” ifadelerini kullandı.

Zhao, “Deniz üstü rüzgâr teknolojisi, etkin maliyetli, ölçeklendirilebilir ve sıfır karbonlu bir teknoloji olduğunu şimdiden kanıtlamış durumda. Endüstrinin büyüme potansiyelini en üst düzeye çıkarmak üzere; piyasa tasarımı için hükümetler ve iş dünyası arasında iş birliği geliştirilmesi, net kapasite hedefleri belirlenmesi, uzun vadeli planlarda altyapının geliştirilmesi ve işgücü gereksinimlerinin göz önünde bulundurulması gerekiyor. Deniz üstü rüzgâr teknolojisinin temiz enerji potansiyelinin gerçekleşmeye başladığı günümüzde, Avrupa'da deniz üstü rüzgâr sektörünün son 30 yıllık gelişiminden, dünyanın dört bir yanındaki yeni pazarlarda endüstrinin uzun vadeli başarısını ve büyümesini sağlamak amacıyla alınabilecek birçok ders bulunuyor.” diye konuştu.

Küresel deniz üstü rüzgâr enerjisi pazarı, 2013'ten bu yana her yıl ortalama yüzde 24 büyüme kaydetti. 2019 yılının sonu itibarıyla Avrupa, deniz üstü rüzgâr sektörü için en büyük pazar olmayı sürdürüyor ve küresel ölçekteki toplam santrallerin yüzde 75'ine ev sahipliği yapıyor. Avrupa; İngiltere, Hollanda, Fransa, Almanya, Danimarka ve Polonya’nın öncülüğünde ve diğer AB ülkelerinin 10GW’ı aşkın planlarıyla, 2050 yılına kadar gerçekleştirmeyi planladığı 450 GW hedefi ile deniz üstü rüzgâr sektöründe liderliğini koruyacak.

Kuzey Amerika'da 2019 sonu itibarıyla yalnızca 30 MW’lık deniz üstü rüzgâr kurulu gücü bulunuyor. Ancak 2030 yılına kadar kurulması öngörülen 23 GW ile bu sektörün gelişimi önümüzdeki yıllarda hızlanacak. ABD'de 2024 yılına kadar büyük ölçekli projelerin hayata geçmesi bekleniyor. Rapor, 2030 yılına kadar 52 GW’lık yeni deniz üstü rüzgâr kurulu gücünü devreye alması beklenen Çin liderliği sayesinde, Asya-Pasifik bölgesine dikkat çekiyor. Tayvan, 2025 yılına kadar 5,5 GW’lık, 2035'e kadar ise 10 GW’lık kurulu güç hedefi olan Çin’i takiben, dünyanın en büyük ikinci deniz üstü rüzgâr pazarı haline gelecek. Bölgedeki diğer pazarlar da deniz üstü rüzgâr pazarlarını genişletmeye başlıyor; Vietnam, Japonya ve Güney Kore’de sırasıyla 5,2 GW, 7,2 GW ve 12 GW’lık kapasite kurulumu öngörülüyor.

Kaynak: Küresel Rüzgar Enerjisi Konseyi

Kömür Santrallerinde Düşüş İlk Kez 2020 Yılında Gerçekleşti

Küresel ölçekte kömür santrallerinde, Çin'in kurulu gücünde yaşanan önemli artışa rağmen net düşüş yaşanıyor. Çin’in dışında faaliyette olan kömür santralleri 2018 itibariyle düşüşe geçti ve santrallerin kullanımdan kalkması hızlandı.

Küresel Enerji Takibi isimli düşünce kuruluşu tarafından temmuz ayında kamuoyuyla paylaşılan en güncel Küresel Kömür Santrali Takibi (Global Coal Plant Tracker, GCPT) raporunun sonuçlarına göre, 2020 yılının ilk altı ayında, küresel ölçekte kömür santrallerinde düşüş yaşandı. Raporda aynı zamanda Çin’in dışındaki ülkelerde kömür kurulu gücünün 2018'de pik seviyeye ulaşarak düşüşe geçtiği belirtiliyor.

Rapora göre, 2020 yılının ilk altı aylık döneminde faaliyete geçen kömür kurulu gücü, kullanımdan kalkan kapasiteden daha düşük gerçekleşti. 1 Ocak ile 30 Haziran arasında, 18,3 Gigavat’lık (GW) kurulu güç devreye alınırken 21,2GW’lık santralin kullanımı sonlandırıldı. Bu durum, küresel ölçekteki kömür kurulu gücünde 2,9GW’lık net düşüş anlamına geliyor.

Çin’in dışındaki ülkelerde, kömür kurulu gücü 2018 yılında zirveye ulaşarak düşüşe geçmişti. Bu durum, Çin dışındaki ülkelerde kullanımdan kaldırılması planlanan santrallerin, işletmeye alınması planlanan santrallere göre daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Küresel ölçekte kömür kurulu gücündeki düşüşün temel sebebi, 2020'de 8,3GW'lik santralin devreden çıkarıldığı Avrupa olarak görülüyor. 2020’nin ikinci yarısında devreden çıkarılması planlanan 6GW’lık kömür santraliyle AB, kullanımdan kaldırılan santrallerin en fazla sayıda gerçekleşeceği yılı yaşıyor.

Küresel Enerji Takibi’nde Kömür Programı Direktörü olarak görev yapan Christine Shearer “COVID-19 pandemisi, dünya çapında kömür santrallerinde yaşanan gelişmelerde duraklamaya neden oldu. Salgın aynı zamanda, ülkelerin enerji planlarını yeniden değerlendirmeleri ve kömür kurulu gücünü temiz enerjiyle ikame etmeleri için maliyet etkin seçenekleri değerlendirmeleri için eşsiz bir fırsat sunuyor. Temiz enerjiye dayalı bu dönüşüm, ekonomileri canlandırmanın yanı sıra, yeni istihdam yaratacak ve dünyanın küresel iklim hedeflerine ulaşmasına yardımcı olacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: Carbon Brief

Karbondan Arındırma Yatırımları ABD’de 2,5 Milyon Yeni İstihdam Sağlayacak

"Sıfır Karbonlu Amerika İçin Harekete Geçmek" başlıklı rapora göre, enerji dönüşümü ile elektrik fiyatlarının ucuzlamasının yanı sıra, ABD’de 25 milyon iş imkânı sağlanabilir.

Temiz enerji faaliyetlerinin artırılması gerektiği dile getirilen rapora göre, 3-5 yıllık bir geçiş dönemi içinde 25 milyon iş imkânı oluşturulması mümkün. 2035 yılına kadar yalnızca şebeke değil, ulaşım, endüstri ve binalar da dâhil olmak üzere ekonominin geri kalanının çoğundan kaynaklanan emisyonları da ortadan kaldıracak bu plan, bazı gruplarca eleştiriliyor.

Amerikan Petrol Enstitüsü Pazar Geliştirme Grup Başkanı Dustin Meyer, “Bu çok çok agresif bir zaman çizelgesi ve karbondan arındırma sorununu çok daha zor hale getiriyor.” dedi.

Şebekenin genişletilmesi için çok sayıda işçi çalıştırılması gerektiği ifade edilen raporda yer alan bilgiler şu şekilde:

“Son kullanıcıya ulaşmak için milyonlarca kilometrelik yeni ve yükseltilmiş iletim ve dağıtım hattı gerekecektir. 250 milyon aracımızı, 130 milyon evimizi, 6 milyon kamyonumuzu, tüm imalat ve endüstriyel süreçlerimizi ve 90 milyar metrekareyi kaplayan 5,5 milyon ticari binamızı elektrikli hale getirmemiz gerekecek.”

Rapor, Windward Fund çatısı altında yeni bir proje olan, çevresel girişimleri destekleyen ve kâr amacı gütmeyen Rewiring America tarafından destekleniyor.

Kaynak: Rewiring America

Almanya, Temmuzda 384 MW Rüzgar ve Güneş Enerjisi Kapasitesi Tahsis Etti

Almanya’da rüzgar enerjisinde 275,176 MW, güneş enerjisinde ise 193,272 MW kapasite hakkı için düzenlenen yarışmalar sonuçlandı.

Almanya Federal Ağ İdaresi (Bundesnetzagentur) tarafından yapılan açıklamaya göre yarışmada rüzgâr enerjisi kapasitesi için toplamda 191,050 MW kurulu güce sahip olabilecek 26 proje için başvuru yapıldı ve başvuru yapan tüm projelere kapasite tahsis edildi.

Kapasite hakkını kazanan projelerde en düşük teklif rakamı kilovat-saat(kWh) başına 5,5 avro-sent, en yüksek teklif rakamı ise 6,20 kWh/Avro-sent oldu. Ortalama fiyat ise 6,14 kWh/avro-sent olarak gerçekleşti.

Güneş enerjisi yatırımcıları ise toplam kurulu güçleri 779,418 MW olabilecek 174 proje için teklifte bulundu.

Yarışma sonucunda 30 güneş enerjisi projesine toplamda 193,272 MW kapasite tahsis edildi. Güneş enerjisinde kazanan projeler için en düşük teklif 4,69, en yüksek teklif ise 5,36 olarak kWh/avro-sent olarak gerçekleşti. Ortalama fiyat ise 5,18 kWh/avro-sent oldu.

Kaynak: Renewables Now

HAFTANIN RAPORU

Yeşil Kalkınma Küresel Isınmayı 2050’ye kadar 0.3C’ Önleyebilir

Yeni yapılan bir çalışmaya göre, Kovid-19 salgınınn etkilerinden toparlanmak için uygulanacak yeşil kalkınma planları, küresel sıcaklık artışını 2050’ye kadar  0.3C’ engelleyebilir.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

İNFOGRAFİK / GRAFİK