SEKTÖRDEN HABERLER
Türkiye'nin 3’üncü Sondaj Gemisi Kanuni Karadeniz'e Uğurlandı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Türkiye'nin üçüncü sondaj gemisi Kanuni'nin bugün Karadeniz'e doğru yola çıktığını ve Filyos Limanı'ndaki bakım çalışmalarının ardından Sakarya Gaz Sahası'ndaki görevine başlayacağını bildirdi. 

Dönmez, Haydarpaşa Limanı'nda gerçekleştirilen Kanuni sondaj gemisini Karadeniz'e uğurlama töreninde yaptığı konuşmada, bu limandan 29 Mayıs'ta Fatih sondaj gemisinin de Karadeniz'e uğurlandığını ve bir ay gibi kısa bir sürede 320 milyar metreküplük gaz rezervine ulaştığını ifade etti. 

Sakarya Gaz Sahası'nda bulunan Tuna-1 kuyusundaki rezervin daha sonra 405 milyar metreküpe yükseldiğini anımsatan Dönmez, "Böylece, Tuna-1 kuyusundaki ilk sondajımızı tamamladık. Türkiye’nin bugüne kadar ürettiği toplam doğal gaz miktarı 16,8 milyar metreküp. Tuna-1 kuyusundaki keşfimizle bunun 24 katını tek bir sondajda yakaladık. Sadece hanelerin 20 yıldan fazla ihtiyacını tek başına karşılayabilecek devasa bir rezervden bahsediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Dönmez, Fatih sondaj gemisinin 31 Ekim itibarıyla Sakarya Gaz Sahası'nda bulunan Türkali-1 kuyusunda yeni sondajına başladığını ve bu kuyuda şu an itibarıyla 2 bin 600 metreye kadar indiğini açıkladı. Türkiye'nin üçüncü sondaj gemisi Kanuni'nin de aynı hedeflerle faaliyetlerini gerçekleştireceğini kaydeden Dönmez, şöyle devam etti:

"Kanuni sondaj gemimizi bu yılın başında envanterimize kattık. Mart ayının ortalarında gemimiz Taşucu Limanı'na ulaştı. Bakım, güncelleme ve reaktivasyon işlemlerinin ardından 13 Ekim’de Taşucu'ndan ayrıldı. 19 Ekim'de Haydarpaşa Limanı'na ulaştı. İstanbul Boğazı'nın köprülerinden geçmesi için burada kuleleri söküldü. Bugün Kanuni'yi Zonguldak Filyos Limanı'na yolcu edeceğiz. Kule montajı, deniz seyir testi, sondaj ekipmanlarının montajı ve kuyu dibi emniyet sistemi bakım işlerinin tamamlanmasının ardından operasyona hazır hale gelecek. Kanuni, Sakarya Gaz Sahası’ndaki ilk sondajına 2021'in ilk aylarında başlayacak. Böylece hem Fatih hem de Kanuni milletimizin geleceği için Karadeniz'de matkabı döndürecek. Sondaj gemilerimiz derinlere doğru indikçe, Türkiye daha da yükselecek inşallah."

Dönmez, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki çalışmalarını da aralıksız sürdürdüğüne dikkati çekerek, "Kimse Akdeniz’de durduğumuzu, duraksadığımızı sanmasın. Yavuz, Selçuklu-1 kuyusundaki sondajını 6 bin metrede tamamladı. Bölgede yaptığımız çalışmalardan ümit verici sonuçlar aldık. İnşallah bu bölgenin yakınlarında yeni sondajlarımız olacak. Yavuz'un şu anda, Taşucu Limanı'nda Akdeniz'deki bir sonraki sondajı için kuyu öncesi bakım çalışmaları devam ediyor." bilgisini paylaştı. 

Oruç Reis ve Barbaros Hayreddin Paşa sismik araştırma gemilerinin ise Akdeniz'de faaliyetlerine devam ettiğini vurgulayan Dönmez, şöyle konuştu:

"Oruç Reis, Antalya Kaş açıklarında Demre-1 lokasyonunda 6 bin 822 kilometrelik iki boyutlu veri topladı. Barbaros da Kıbrıs açıklarında Batı Güzelyurt-1 lokasyonunda üç boyutlu sismik araştırmalarına devam ediyor. Bugüne kadar 195 bin 525 kilometrelik alan detaylı bir şekilde tarandı.

Zihinlerde canlanması için şöyle bir örnek vermek istiyorum. Belçika'nın yüz ölçümü yaklaşık 30 bin kilometre. Barbaros son görev yerinde Belçika'nın toplam yüzölçümünün 6,5 katı büyüklüğünde bir alan taradı. Elde ettiğimiz verilerin analiz edilmesiyle gemilerimizin Akdeniz'deki bir sonraki görev yerini belirleyeceğiz. 100 yıl önce nasıl Sevr'i yırtıp attıysak, bugün de Mavi Vatan'da bize dayatılmak istenen Sevr'i de aynı şekilde yırtıp attık. Uluslararası hukuku görmezden gelen bir anlayışla, sipariş üzerine hazırlatılan haritalar Akdeniz'in sularına gömüldü. Bölge ülkelerinin haklarını gasp ederek Doğu Akdeniz'in neredeyse tamamı üzerinde hak iddia etmek nasıl bir akıl tutulmasıdır anlamak mümkün değil." 

Dönmez, bazı ülkelerin Doğu Akdeniz meselesini hukuk bağlamından çıkararak tarihi ve sosyolojik bir zemine çekmeye çalıştığını belirterek, "Bizim sahadaki bütün faaliyetlerimiz Birleşmiş Milletler nezdinde de kayıtlı uluslararası hak ve hukuka dayanıyor. Biz muhataplarımızı her zaman masaya davet ettik. Gerilimden yana olmadık. Diyalog yanlısı tavrımızı sürdürdük. Yapıcı tavrımızı her daim korduk. Bütün tarafların yer aldığı bir düzende sorunun tam anlamıyla çözülebileceğini ifade ettik. Sorunları oturup, konuşup çözmek varken sonu belirsiz maceralara atılmak kimseye fayda sağlamaz." ifadelerini kullandı.

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Genel Müdürü Melih Han Bilgin ise 227 metre uzunluk ve 42 metre genişliğe sahip Kanuni sondaj gemisinin en üst teknolojilerle donatıldığını söyledi. Kanuni sondaj gemisinin birçok ilke imza atacağını dile getiren Bilgin, "Kanuni şu an ülkemizde kazılan ilk değerleme kuyusu olan Türkali-1'de tamamlama çalışmalarını gerçekleştirecek. Bu da ülkemizin denizlerde yapılan ilk tamamlama çalışması olacak." diye konuştu.

Kaynak: Anadolu Ajansı

Elektrik Dağıtım Sektörü İklim Değişikliğiyle Mücadeleye Odaklandı

“Elektrik Sektöründe SF6 Gazı Kullanımı ile İlgili İklim Projesi” ile iklim değişikliğine neden olan SF6 gazının işlenmesi ve geri dönüşümüyle ilgili somut adım atıldı. ELDER’in ortağı olduğu proje kapsamında, vatandaşların ve özellikle bünyesinde SF6 gazı barındıran teçhizatı işleten Elektrik sektörünün, sera gazları konusunda yol haritası belirlendi.

Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ve Avrupa Birliği Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı Merkezi Finans ve İhale Birimi destekleriyle hayata geçirilen Elektrik Sektöründe ‘SF6 Gazı Kullanımı ile İlgili İklim Projesi’nin kapanış toplantısı gerçekleştirildi.  Ortakları arasında Atık ve Geri Kazanım Sanayicileri Derneği’nin (AGED), Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği’nin (ELDER) ve Romanya’dan Sürdürülebilir Bir Kalkınma için İnsan ve Çevrenin Korunması Derneği’nin (ECOM) yer aldığı proje kapsamında taslak öneri raporu geliştirildi. Bu doğrultuda, sera gazı statüsünde bulunan F-Gazları Tüzüğü ve SF6 gazının uygulanması ile ilgili yerel ve ulusal politika yapıcılılarla toplantılar gerçekleştirildi. İklim değişikliği konusunda düzenlenen seminerlerle vatandaşların sera gazları konusunda bilgi edinmesi sağlanırken, hazırlanan 3 yıllık Diyalog Stratejisi Raporu’nun çıktıları da yakın bir zamanda kamuoyuyla paylaşılacak.

SF6 Gazının Geri Dönüşümü için Plan Hazırlandı

ELDER Teknik Koordinatörü Atacan Gülbay, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Sözleşmesinin, sera gazı salınımın konusunda dünyayı olumsuz bir duruma sürükleyeceğine değinerek, iklim değişikliğindeki olumsuz etkilerinin azaltılmasının küresel bir sorun olduğuna vurgu yaptı. Gülbay, projenin enerji, ulaşım, endüstriyel faaliyetler, tarım, atık kullanımı ve orman alanlarını kapsadığını ve geleceğe değer katma konusunda önemli olduğundan bahsederek şöyle konuştu: “Projenin yüksek ölçüde hedef kitlede farkındalık yaratması konularında piyasa gözlemi yaptık. Birebir görüşme, dokuman takibi ve mevzuata uygunluğu konusunda çalışmalarımızı tamamladık. SF6 gazının taşınması, elektrik ekipmanlarında kullanılması, kullanım aşamasında işletilmesi ve geri dönüşümü ile ilgili standart değerlerin, elektrik işletme kültüründe metne ve uygulamaya dönüşmesi için 3 ayaklı bir çalışma yaptık. Bu çalışmalar, Türkiye’de SF6 gazlı ekipman üreten tedarikçileri, SF6 gazlı ekipman kullanan talep tarafını, STK, özel sektör ve kamu kurum kuruluşlarını kapsıyor. Projemizin, yüksek ölçüde hedef kitlede farkındalık yaratması, üretici, dağıtıcı, işletici, tüketici ve bu anlamda sosyal tarafların rol yüklenmesi gibi başlıklarda ortaya çıkan bileşenler için, ağırlıklı olarak Ulusal alanda piyasa gözlemi yapılmıştır.”

“İklim Değişikliği Türkiye’yi de Etkileyebilir”

Gülbay, proje kapsamında yapılan gözlem ve incelemelerde, birebir görüşme, doküman takibi, mevzuat araştırması ve dijital ortamdaki değerlerin paylaşımı gibi efektif unsurları içerecek faaliyetlerde bulunulduğu bilgisini verdi. Türkiye’de iklim değişikliğinin artmasıyla birlikte, özellikle su kaynaklarının azalması, orman yangınlarının artması, kuraklık ve buna bağlı gerçekleşen ekolojik bozulmaların görülebileceğinin altını çizen Gülbay gerek kamu kurumlarının gerekse özel sektörün sera gazları salımı konusunda üzerine düşeni yaptığına dikkati çekti.

“Florlu Gazların Küresel Isınmaya Etkisi Büyük”

Hacettepe Üniversitesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadir Pekmez, SF6 gazlarının özellikle elektrik sektöründe kullanıldığını anlatarak, florlu gazların 90’lı yılarda ozon tabakasına zarar veren maddelerin yerine geçtiklerini söyledi. Florlu gazların ozon tabakasına zararı olmaması rağmen, küresel ısınmaya etkisi olduğunu belirten Pekmez şu değerlendirmede bulundu: “Atmosferden kaynaklanan sera etkisi nedeniyle yer yüzünde emilemeyen ışınlar yeniden atmosfere gidiyor. Özellikle 1950’lerden sonra sıcaklığın inanılmaz bir şekilde arttığı görülüyor. Bu durum insan etkisi nedeniyle gerçekleşti. Küresel sıcaklık artışı; okyanusların ısınması ve okyanuslardaki çözünen karbondioksitin azalması, buzulların erimesi, deniz seviyesindeki kısmi yükselme, kar örtüsünün azalması, aşırı iklim olayları gibi sonuçları doğuruyor.”

Sanayi devriminin ardından fosil yakıtların yoğun kullanımıyla küresel ısınma tehlikesinin baş gösterdiğini aktaran Pekmez, çözümün yenilenebilir enerjinin kullanılmasının ve kurulum maliyetlerinin düşürülmesinin olduğunu dile getirdi. Pekmez sözlerini şöyle sürdürdü: “Kovid 19 salgınıyla birlikte yüzde 6 oranında sera gazı emisyonları azaldı. Bu da önümüzdeki süreçte yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ve elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla dünyadaki yaşamın sürdürülebilir hale geleceğini düşünüyoruz.”

“2050’de Sera Gazı Emisyonları Yüzde 60 Azalabilir”

ECOM Temsilcisi Alexandru Muntoiu, Avrupa Birliğindeki ve Romanya’daki SF6 mevzuat çalışmaları konusunda bilgi paylaştı. Özellikle elektrik sektöründe kullanılan SF6 gazlarının 2015’ten itibaren Avrupa Birliği tarafından kullanımının sınırlandığını dile getiren Muntoiu, bu durumun 2030 yılında iklim dostu teknolojilere geçişin itici gücü olacağını vurguladı. Montoiu şöyle konuştu:

“Mevcut ekipmanlardan çıkan F-gazı emisyonlarının önlenmesinin yanı sıra gazların bakımı ve geri kazanımı iklim değişikliğiyle mücadele konusunda oldukça önemli. Bu doğrultuda hayata geçirilen Avrupa Yeşil Anlaşmasıyla, Avrupa Birliği’nin doğal sermayesinin korunması ve vatandaş sağlığının geliştirilmesi bunun yanında çevreyi risk etkilerinden arındırarak sürdürülebilirliğin sağlanması hedefleniyor. Avrupa Birliği, iklim değişikliği konusunda yatırımcılar için öngörülebilirliği sağlamak amacıyla Mart 2020'de ilk Avrupa 'İklim Yasasını' önerdi. Yasa kapsamında 2050 yılında sera gazı emisyonlarının yüzde 60 oranında azaltılması planlanıyor.  Temiz, uygun fiyatlı ve güvenli enerji tedariki, enerji sistemlerinin 2030 ve 2050 yıllarında karbondan arındırılması hedeflerine ulaşmak için de kritik öneme sahip. Enerji üretimi ve kullanımı, AB'nin sera gazı emisyonlarının yüzde 75'inden fazlasını oluşturuyor. Enerji verimliliğine öncelik verilmesinin yanı sıra AB'nin enerji arzının tüketiciler ve işletmeler için güvenli ve karşılanabilir olması gerekiyor.  Bunun gerçekleşmesi için Avrupa enerji pazarının tamamen entegre ve dijitalleşmesini sağlamanın önemli olduğuna inanıyoruz.”

SF6 Gazı Nedir? 

SF6 gazı (Kükürt Hekzaflorür) yüksek dielektrik dayanımı olan renksiz, kokusuz ve yanmaz bir sera gazıdır. Elektriksel ve kimyasal kararlılığı yüksek olan SF6 gazı, ısı emilimi ve ark söndürme performansı nedeniyle günümüzde başta elektrik sektörü olmak üzere birçok alanda kullanılmaktadır.

YEK-G Yönetmeliği Yayınlandı

Elektrik tüketimini tamamen yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamak isteyen tüketicilere yönelik olarak oluşturulan Yeşil Elektrik düzenlemeleri kapsamında hazırlanan Yenilenebilir Enerji Kaynak Garanti Belgesi (YEK-G) Yönetmeliği yayınlandı.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından Resmî Gazete’nin 14 Kasım 2020 tarihli sayısında yayınlanan düzenleme ile tedarik şirketleri tarafından tüketicilere sağlanacak elektriğin tamamen yenilenebilir enerji kaynaklı olduğunu belgeleyecek yenilenebilir enerji kaynak garanti sistemine katılımına ilişkin ve oluşturulacak sistemin işleyişine yönelik hükümleri kapsıyor.

Düzenlemeye göre Enerji Piyasaları A.Ş. (EPİAŞ) tarafından oluşturulacak piyasaya elektrik üretim ve tedarik lisansı sahibi firmalar katılabilecek.

Birden çok kaynaklı elektrik üretim tesisleri de tesiste tamamen yenilenebilir enerji kaynaklı elektrik üretimi yapıldığı takdirde piyasada yer alabilecek.

Lisanssız elektrik üretim tesisleri ile YEK-G sistemi dışında enerjinin niteliğine dair bilgi vermeyi amaçlayan diğer sertifika piyasalarına dahil olan tesisler ise piyasada yer alamayacak.

EPİAŞ piyasa katılımcısı üretim tesislerde üretilen her 1 MegaWatt-saat (MWh) elektrik üretimi için 1 adet YEK-G belgesi ihraç edecek. Bu belgelerin geçerlilik süresi ise elektrik üretiminin gerçekleşmesinden itibaren 1 yıl olacak.

Tedarik firmaları da Yeşil Tarife seçen müşterilerine EPİAŞ’dan aldıkları bu belgeyi itfa ederek ispat edebilecekler.

Oluşturulacak organize piyasasına işleyişine dair diğer çeşitli hükümler ise EPDK tarafından yayınlanacak Usul ve Esaslar ile belirlenecek. Düzenleme 1 Haziran 2021 tarihinde yürürlüğe girecek. Piyasada yer almak isteyen üretim lisansı sahibi firmaların tesislerinden en az birinin veya bir ünitesinin kabulünün yapılmış ve başvuru an itibarıyla uzlaştırmaya esas veriş-çekiş birimlerine ilişkin kayıtlarını tamamlamış olması gerekecek.

Düzenlemeye eklenen Geçici Maddeye göre ise Yeşil Tarife yönetmeliğinin yayınlandığı 1 Ağustos 2020 tarihinden YEK-G piyasasının faaliyete geçeceği tarihe kadar yeşil tarifeden yararlanan tüketicilerin tüketimleri sebebiyle itfa edilecek YEK-G belgeleri, ilgili dönemde portföyünde yer aldıkları görevli tedarik şirketleri tarafından YEK-G sisteminin işletmeye girmesini müteakip toplu olarak en geç bir ay içerisinde itfa edilecek.

Bu YEK-G belgeleri bir defaya mahsus olmak üzere Elektrik Üretim Anonim Şirketi mülkiyetindeki yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim santrallerinden ihraç edilecek ve görevli tedarik şirketlerinin hesabına ücretsiz olarak transfer edilecek.

Bununla birlikte EPDK tarafından yine Resmi Gazete’nin 14 Kasım 2020 tarihli sayısında yayınlanan diğer bir yönetmelik ile Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi ve Desteklenmesine İlişkin Yönetmelikte de YEK-G yönetmeliği doğrultusunda ilgili değişiklikler yapıldı.

Kaynak: Yeşil Ekonomi

Türkiye'nin 'Rüzgar Veri Tabanı' Kullanıma Açıldı

Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi (TÜREK) Başkanı Hakan Yıldırım, Türkiye'deki enerji sektörünün dijitalleşme alanında son 5 yılda önemli mesafe kat ettiğini belirterek, "Dijital ortamda hizmete sunduğumuz rüzgar veri tabanı, sektörün büyümesinin ve dayanıklılığının dinamosu olacak." dedi.

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB), GTech iş birliğiyle rüzgar enerjisi alanında Türkiye'nin kurulu gücünü ve inşa halindeki projeleri tüm detaylarıyla gösteren rüzgar veri tabanını "www.tureb.com.tr" adresinde kullanıma açtı.

Yıldırım, konuya ilişkin online basın toplantısında yaptığı konuşmada, söz konusu veri tabanıyla rüzgarda Türkiye'nin hangi ilinde, hangi yatırımcının, hangi marka türbinlerle ne kadarlık gücü bulunduğu bilgisinin erişime açıldığını anlattı. Veri tabanında saatlik, aylık, yıllık elektrik üretimi ve oranlarına, rüzgar santrallerinin Türkiye haritası üzerinde dağılımından, projelere, firmalara ve illere göre üretim miktarına kadar çok farklı verilerin eş zamanlı yer alacağını aktaran Yıldırım, şunları kaydetti:

"Türkiye'deki enerji sektörü dijitalleşme alanında son 5 yılda önemli mesafe kat etti. Rüzgar veri tabanı sayesinde, hangi alanlarda verimlilik artışı ihtiyacı ya da yatırım fırsatları olduğu gibi bilgilere anlık erişilebilecek. Dijital ortamda hizmete sunduğumuz 'rüzgar veri tabanı' sektörün büyümesinin ve dayanıklılığının dinamosu olacak. Yatırımcılara, firmalara, projelere ve yıllara göre üretim miktarları da erişilebilen bilgiler arasında yer alacak. Böylelikle rüzgarda yatırım projeksiyonları da harita üzerinde değerlendirilebilecek."

Yıldırım, ayrıca, rüzgar sektörünün yeni tip korona virüs (Kovid-19) salgını sürecinde dayanıklılığını ispatladığını vurgulayarak, "Rüzgarı enerjiye çevirmeye hiç ara vermedik. Veri tabanıyla, 2021'in ilk yarısında 10 bin MegaWatt’ı aşması beklenen Türkiye rüzgar kurulu gücünün tam bir resmini dijital ortama taşıyacağız." değerlendirmesinde bulundu. TÜREB'in kurumsal üyesi ve rüzgar veri tabanını geliştiren şirket GTech Kurucu Ortağı ve Üst Yöneticisi Mine Taşkaya da verilerin kontrolü ve optimizasyonunun tüm sektörlerde sürdürülebilirlik ve işlerin büyütülmesi açısından büyük önem taşıdığını dile getirdi.

Gelir artırıcı analizlerle doğru zamanda, doğru fiyatta, doğru ürünü hedef müşteriye sunduklarını vurgulayan Taşkaya, "Verilerin doğru işlenmesi karar sürecinde büyük rol oynuyor." dedi. Rüzgar veri tabanı bilgi bankasındaki verilerin ana sınıflandırılmasında, kurulu güç, inşa süreci ve lisans durumu dikkate alındı. Tüm kategorilerde yıl, bölge, şehir, yatırımcı, firma, proje adı, türbin markası, türbin modeli ve türbin gücü gibi bilgiler paylaşıldı.

Kaynak: Anadolu Ajansı

SEDAŞ, 500 Fidanı Toprakla Buluşturdu

“Geleceğe Nefes” adıyla 11 Kasım günü saat 11.11’de, 81 il ve 922 ilçede aynı anda gerçekleştirilen ve bu yıl ilk defa Azerbaycan, Bosna-Hersek, Malta, Kosova, Senegal, Kazakistan ve Ukrayna da dahil olmak üzere 30 ülkenin katıldığı “Milli Ağaçlandırma Günü” kapsamında tam 83 milyon fidan dikimi gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında, SEDAŞ’ın 4 ilde toprakla buluşturduğu fidanlar geleceğe nefes olacak.

Geçtiğimiz yıl Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından başlatılan Milli Ağaçlandırma Günü etkinlikleri, 2020’de de kutlanmaya devam ediyor. 11 Kasım günü, 81 ilde ve bu yıl ilk defa 30 yabancı ülkede toplam 83 milyon ağaç “Geleceğe Nefes” sloganıyla toprağa dikildi. Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş. (SEDAŞ) çalışanlarının da katıldığı etkinlik kapsamında, SEDAŞ’ın faaliyet alanındaki 5 bölgede ağaç dikimi gerçekleştirildi.

Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler sözleşmesini imzalayarak Global Compact üyesi olan SEDAŞ, ekolojik dengeye katkı sağlamayı amaçlayan çalışmalarına yenisini ekledi.

Karbon ayak izini azaltmak yönünde çalışmalar yapan şirket; Kocaeli, Sakarya, Bolu, Düzce ve Gebze’nin farklı noktalarında Milli Ağaçlandırma Günü etkinliklerine katılım sağladı. SEDAŞ İnsan Kaynakları ve Kurumsal Yetkinlikler Direktörü Sinem Yorulmaz ve bölge yöneticilerinin eşlik ettiği ekiplerle etkinliğe katılan SEDAŞ, 5 bölgede 500 fidanı toprakla buluşturdu.

Daha önce, T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yürütülen “Bir Enerji Bir Nefes” projesi kapsamında da 40 bini aşkın fidanın dikilmesine aracılık eden SEDAŞ’ın, karbon ayak izinin sıfırlanmasına yönelik çalışmalara devam edeceği öğrenildi.

Konuyla ilgili görüşlerini aktaran Yönetim Kurulu ve İcra Başkanı Dr. Necmi Odyakmaz, şunları kaydetti: “Sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda, başta karbon ayak izimizi azaltmak olmak üzere daha iyi bir dünya için çeşitli alanlarda çalışmalar yapıyoruz. Bugün de SEDAŞ’lılar olarak bölgemizdeki 4 şehirde 500 ağaç dikerek, geleceğe nefes olduk. Yemyeşil bir ülke yolunda tüm paydaşlarımızla beraber üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz.”

VEDAŞ’ın Dijital Hizmet Kanalları, Kovid-19 Salgını Süresince Üç Kat Fazla Kullanıldı

Vangölü Elektrik Dağıtım A.Ş. (VEDAŞ) Şirket Müdürü Emrullah Okuducu, vatandaşların pandemi sürecinde şirketin dijital hizmet kanallarına yoğun ilgi gösterdiğini söyledi.

VEDAŞ’ın dijital hizmet kanallarının korona virüs salgını süresince üç kat fazla kullanıldığını ifade eden Emrullah Okuducu, konuya ilişkin şu açıklamada bulundu: “Tüketicilerimizi ve çalışanlarımızı salgın riskinden korumak amacıyla hizmet noktalarımızın tamamında hijyen kurallarını azami ölçüde uyguluyoruz. Bireysel ve toplumsal sağlığımızın korunması için sosyal izolasyona dikkat edilmesi gereken bu süreçte tüketicilerimiz, hizmet noktalarımıza gelmeden yeni abonelik, abonelik iptali, fatura sorgulama ya da ödeme gibi işlemleri, altyapısını güçlendirdiğimiz dijital hizmet kanallarımızdan da rahatlıkla yapabilmektedir. Dijital hizmet kanallarımızdan yapılan işlemlerin raporlamasına baktığımızda da tüketicilerimizin pandemi öncesi döneme göre üç kat daha fazla dijital hizmet kanallarımızda işlem yaptığını görmekteyiz. Dijital hizmet kanallarımızı kullanarak sosyal izolasyona katkı sağlayan tüketicilerimize teşekkür ederim.”

İnternet erişimi olmayan bölgelerde ise gezici hizmet ofisleriyle vatandaşın kapısına kadar gittiklerini belirten Okuducu, “Özellikle kırsal bölgelerde yaşayan ve internet kullanımı kısıtlı olan tüketicilerimiz için ihtiyaç duyulması halinde hijyen kurallarına maksimum özeni gösterdiğimiz gezici hizmet ofislerimizle de hizmet veriyoruz” ifadelerini kullandı.

DÜNYADAN HABERLER
Dünyanın En Uzun Rüzgar Türbini Kanadı Mühendislerin Onayını Aldı

LM Wind Power tarafından üretilen ve şu an dünyanın en uzun rüzgâr türbin kanadı olarak gösterilen 107 metrelik kanadın testleri tamamlandı.

LM Wind Power, iki yıllık test sürecinin ardından dünyadaki en uzun türbin kanadını tamamladı ve sertifikasını aldı. Sertifikasyon kuruluşu TÜV Nord tarafından onaylanan 107 metrelik kanadın testleri ABD’deki Rüzgâr Teknolojisi Test Merkezi ve İngiltere’deki ORE Catapult’un tesislerinde tamamlandı.

LM Wind Power’ın Fransa’nın Cherbourg kentindeki fabrikasında üretilen kanatlar ile ilgili değerlendirmede bulunan ORE Catapult Test ve Doğrulama Direktörü Tony Quinn’e göre, laboratuvar koşullarında aşırı yük testi yapılan kanatlar önceki testlerinde uygulanandan yüzde 50 daha fazla yüke dayanabildi.

Korona virüs salgını nedeniyle yaşanan seyahat kısıtlamaları nedeniyle test süreci boyunca zorluklar ortaya çıksa da Bıçak Test Sistemleri Mühendisi Cornelis Van Beveren’in ekibine sanal ortamda rehberlik etti.

Wind Power’ın haberine göre, LM Wind Power’ın 107 metrelik kanadı şu anda dünyanın en uzun kanadı olarak gösteriliyor ancak bu kanattan çok daha uzunları tasarlama aşamasında.

Siemens Gamesa Yenilenebilir Enerji tarafından üretilecek 14 MW’lık türbinde 108 metrelik kanatlar kullanılacak. Danimarkalı türbin devi Vestas da benzer boyutta kanatlara sahip olabilecek yeni türbinini tanıtacak.

Kaynak: Rechargenews

İngiltere, Uzaydan Güneş Enerjisi Elde Etmeyi Planlıyor

Karbon salınımını sıfırlamak adına ciddi yatırımlar yapan ve aynı zamanda somut adımlar atan İngiltere, yenilenebilir enerji alanında gözünü uzaya dikti. Ülke, uzay merkezli güneş enerjisi (space-based solar power-SBSP) sistemleri için bir çalışma başlattığını duyurdu.

İngiliz Uzay Ajansı Müdürü Dr Graham Turnock, “Güneş, uzayda hiçbir zaman batmıyor. Dolayısıyla uzay merkezli bir güneş enerjisi sistemi, yaz kış demeden Dünya’nın herhangi bir yerine yenilenebilir enerji tedarik etme imkânına sahip. Söz konusu fikir onlarca yıldır var ancak her zaman da onlarca yıl uzağımızda kaldı” ifadelerini kullandı.

Ülkenin gündemine aldığı konu kapsamında yürütülecek çalışmayı görevini Frazer-Nash adlı danışmanlık şirketinin aldığı belirtiliyor.

Şirket, projenin mühendislik ve ekonomik yönden karşılaşabileceği zorlukları ve sistemin hayata geçirilmesi durumunda potansiyel müşterilere uygun fiyattan enerji satılıp satılamayacağını irdeleyecek. Sistemin uzaya gönderilmesi ve bunun uzayda inşasına yönelik karşılaşılacak teknik sorunlar, akla gelen ilk zorlukları oluşturuyor.

Frazer-Nash’in Uzay Ticareti Müdürü Martin Soltau, bu konuda yaptığı açıklamada “Ekonomimizi karbon nötr hale getirmek bizler için hayati bir öneme sahip. Ülke için temiz, ucuz, güvenli ve güvenilir enerji sağlayacak yöntemleri bulmak zorundayız. SBSP, İngiltere’nin enerji üretimine büyük katkılar sunabilir. Eğer yöntemi uygulanabilir ve ucuz hale getirebilirsek faydalarını saymakla bitiremeyeceğimizi düşünüyorum” dedi.

Kaynak: Renewables Now

Sürdürülebilirlik Hedefleri için, Temiz Enerji Yatırımları Yıllık 2 Trilyon Dolar Gerekiyor

IRENA’ya göre, 2021-2023 yılları arasında temiz enerji yatırımlarının yıllık 2 trilyon dolara çıkarılması, Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’yı yıllık yüzde 1 artırabilir ve bu üç yılda 5,5 milyon ek istihdam yaratabilir.

Bu yıl dijital ortamda düzenlenen Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) Konseyi, 97 ülkeden 340’ın üzerinde temsilcinin katılımı ile devam ediyor.

IRENA Başkanı Francesco La Camera, Paris Anlaşması uyarınca sürdürülebilir hedeflere ulaşmak için, önümüzdeki üç yıl içinde temiz enerji yatırımlarının yılda 2 trilyon dolara çıkması gerektiğini söyledi.

Camera, koronavirüs sonrası enerji dönüşümüne odaklanan kurtarma paketlerinin çok daha fazla iş imkânı sağlayacağını ve temiz enerjiye geçişi hızlandıracağını belirtti. Abu Dabi merkezli IRENA’ya göre, 2021 ile 2023 yılları arasında yıllık yatırımın 2 trilyon dolara çıkarılması, daha fazla özel sektör yatırımını teşvik edebilir ve küresel ekonomi için etkili bir teşvik sağlayabilir.

Yapılacak bu yatırımların Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’yı yıllık yüzde 1 artırması ve üç yılda toplam 5,5 milyon ek istihdam yaratması bekleniyor.

Teknolojideki hızlı ilerleme sayesinde maliyetlerin düşmesinin temiz enerji projelerine dünya çapında olan ilgiyi artırdığına dikkat çeken IRENA’ya göre, fotovoltaik (FV) güneş enerjisi projelerinin maliyeti son 10 yılda yüzde 82, yoğunlaştırılmış güneş enerjisinin maliyeti yüzde 47 azaldı. Aynı dönemde karasal rüzgâr enerjisi proje maliyetleri yüzde 39 ve açık deniz (offshore) rüzgâr enerjisi maliyetleri ise yüzde 29 azaldı.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) İklim Değişikliği ve Çevre Bakanı Dr. Abdullah Belhaif Al Nuaimi, yenilenebilir enerji sektörünün salgın karşısında kayda değer bir direnç gösterdiğini ve BAE’deki projelerin büyük bir gecikme olmaksızın ilerlediğini söyledi.

5 GW kapasiteli, Mohammed bin Rashid Al Maktoum Solar Park’ın beşinci fazının finansmanını tamamladıkları bilgisini veren Bakan,

“Ek olarak, tamamlandığında dünyanın en büyüğü olacak olan 2 GW’lık bir güneş enerjisi santrali için sözleşme imzaladık. Proje için kazanan teklif, en düşük güneş enerjisi üretim maliyeti için dünya rekorunu kırdı ve KWh başına 1,35 sent oldu.” dedi.

Abu Dabi Ulusal Enerji Şirketi (Taqa) ve Masdar liderliğinde, Fransa’nın EDF ve JinkoPower firmaları ortaklığındaki bir konsorsiyum, temmuz ayında Abu Dabi Şehri’nin 35 km güneyinde Al Dhafra’da inşa edilmekte olan güneş enerjisi santraline yatırım yaptı. Tesis faaliyete geçtiğinde Abu Dabi’nin güneş enerjisi kapasitesini yaklaşık 3,2 GW’a çıkaracak. BAE, 2050 yılına kadar enerjisinin yaklaşık yüzde 44’ünü temiz kaynaklardan üretmek için harekete geçmiş durumda.

Kaynak: Reve

Akıllı Enerji Kullanımı Karbon Emisyonlarını Azaltıyor

Akıllı enerji kullanımı, 33 enerji şirketinin 1 milyar ton eşdeğerinde karbon emisyonu salınımını engelledi.

Enerji Tasarrufu Yapmak için İş Birliği başlıklı rapora göre, söz konusu şirketler akıllı enerji kullanımı iş modeliyle geçen yıl 360 milyon ton karbon emisyonu salımını engelleyerek bir önceki yıla göre yüzde 52 iyileşme sağladı.

Akıllı enerji kullanımıyla 5 bin TeraWatt-saat enerji tasarrufu da sağlandı ve yıllık 200 milyon dolarlık maliyet önlendi. Rapora göre, özellikle aydınlatma yöntemlerinin verimli hale getirilmesi, ısınma, havalandırma ve soğutma yöntemlerinin geliştirilmesi enerji tasarrufunda en büyük farkı yaratıyor.

Diğer yandan, tesislerde kullanılan enerji yönetim sistemleri de şirketlerin enerji tasarrufu yapmasına yardımcı oluyor.

Raporda, şirketlerin enerji verimliliğine yönelik iş modelleri geliştirerek yeni fırsatlar oluşturması da tavsiye ediliyor.

Kaynak: Smart Energy International

HAFTANIN RAPORU

2030’da Karbonsuzlaşma Hedefi

Küresel enerji portföyü fosil kaynaklardan yenilenebilir kaynaklara kayıyor. Birçok şirket ve kamu kurumu ekonomilerin karbonsuzlaşması için büyük bir efor ortaya koyuyor.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

İNFOGRAFİK / GRAFİK