SEKTÖRDEN HABERLER
Türkiye’nin Jeotermal Kurulu Gücü Avrupa’da İlk, Dünyada Dördüncü Sırada

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "2002'de sadece 18 MegaWatt olan jeotermal kurulu gücümüz, bugün 1613 MegaWatt’a ulaşmıştır. Bu rakamla Türkiye jeotermalde Avrupa'da ilk, dünyada dördüncü sıraya yükselmiştir. Bugün kurulu gücümüzün yüzde 63,5'i yerli kaynaklardan oluşuyor. Bu oranın yüzde 51,7'si ise yenilenebilir enerji kaynaklarına aittir yani temiz enerji." dedi.

Erdoğan, Vahdettin Köşkü'nden canlı bağlantıyla Manisa Enerji ve Tabii Kaynaklar Projeleri Toplu Açılış Töreni'ne katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Tüm dünyada yatırımların durma noktasına geldiği şu salgın döneminde de asla rehavete kapılmadık. Sağlıktan ulaşıma, tarımdan sanayi, enerji, çevreye kadar her alanda projelerimize hız verdik. Ardı ardına hizmete açtığımız hastaneler, barajlar, sulama tesisleri, millet bahçeleri, ulaşım ve enerji yatırımları, eser ve hizmet siyasetimizin yeni sembolleri olarak ülkemizin dört bir yanında yükseliyor. Bilhassa Karadeniz'deki 405 milyar metreküplük doğal gaz keşfimizin ardından enerji yatırımlarımıza yoğunlaşmaya başladık. 'Bağımsız enerji, güçlü Türkiye' diyerek mümkün olduğu kadar yerli kaynaklarımıza dayalı bir enerji sektörü kurmayı amaçlıyoruz. Soma ülkemizin en büyük ikinci yerli linyit yataklarına ev sahipliği yapıyor. Bugün hayata geçireceğimiz 510 MegaWatt gücündeki Soma Kolin Termik Santrali, yerli kömürün yüksek teknolojiyle buluştuğu güzel bir örnektir. Bu projeyle yıllık 4,7 milyon ton linyiti işleyerek enerjiye dönüştüreceğiz. İşte şu anda ekranda gördüğünüz dev termik santrali bunun ispatıdır. Maden sahası ve santralle birlikte yatırım tutarı 1,1 milyar doları bulan projeyle yıllık yaklaşık 150 milyon dolarlık gaz ithalatını engelleyeceğiz. Elektrikte kurulu gücümüzü 18 yılda 3'e katlayarak 96 bin MegaWatt’a ulaştırdık."

Toplam 1500 insana istihdam sağlayan bu yatırımın tek başına Manisa'nın elektrik tüketiminin dörtte üçünden fazlasını üretecek kapasiteye sahip olduğunu aktaran Erdoğan, açılışı yapılan tesisinTürkiye'de ve Avrupa'da belirlenen karbon emisyon değerlerini karşılayacağını söyledi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tesisin son teknoloji kömür yakma teknolojisinin yanı sıra baca gazı arıtma sistemiyle de temiz kömür teknolojilerinde örnek olacağını ifade ederek, şöyle devam etti: "Açılışını yaptığımız toplam 266 milyon dolarlık bir yatırımla hayata geçen Sanko Salihli JES-2, JES-3 ile Maspo Ala-2 jeotermal enerji santralleri toplam 84,5 MegaWatt kurulu güce sahiptir. Bu santrallerimiz enerji üretim kapasitelerinin yanı sıra sağladıkları yüksek istihdamla Manisa'yı bir cazibe merkezi haline getirecektir. Resmi açılışını yaptığımız tesislerimizde üreteceğimiz elektrikle inşallah 2,5 milyon hanemizin ihtiyacını karşılayacağız. Yine bu yatırımlarla işletme aşamasında yaklaşık 1700 vatandaşımıza istihdam imkanı sağlayacağız. Türkiye'nin büyümesi için olmazsa olmaz gördüğümüz elektrikte kurulu gücümüzü 18 yılda 3'e katlayarak 96 bin MegaWatt’a ulaştırdık. Bu süreçte özellikle yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarımızı etkin şekilde kullanmaya çalıştık. Bugün kurulu gücümüzün yüzde 63 buçuğu yerli kaynaklardan oluşuyor. Bu oranın yüzde 51,7'si ise yenilenebilir enerji kaynaklara aittir. Yani temiz enerji."

Erdoğan, göreve geldikleri 2002'de sadece 18 MegaWatt olan jeotermal kurulu gücün bugün 1613 MegaWatt’a ulaştığına işaret ederek, "Bu rakamla Türkiye jeotermalde Avrupa'da ilk, dünyada 4’üncü sıraya yükselmiştir. Tüm dünyanın salgınla mücadele ettiği 2020'de de enerji yatırımlarımızı devam ettirdik. Geçen yıl 4 bin 900 MegaWatt’lık ilave kurulu gücü daha devreye aldık. Bu gücümüzün neredeyse tamamı yenilenebilir kaynaklardan oluştu. Sadece üretimde değil, yenilenebilir enerji teknolojilerinde de merkez ülke olmayı hedefliyoruz. Bu amaca ulaşmak için yerli araştırma, geliştirme, yerli insan kaynağı ve yerli üretim temeline dayanan bir gelecek tasavvur ediyoruz. Böylece üretimin başından sonuna kadar Türk malı damgasını gururla taşıyan bir enerji üretim zincirini ilmek ilmek örüyoruz." ifadelerini kullandı. 

Toplam tutarı 1,37 milyar dolar olan dört enerji tesisinin Türkiye'ye hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, Türkiye'nin büyümesi, gelişmesi, kalkınması için alın teri döken, emek veren, gayret gösteren özel sektöre de teşekkür etti. 

Kaynak: Anadolu Ajansı

Manisa'daki 4 Enerji Tesisiyle 180 Milyon Dolarlık Gaz İthalatının Önüne Geçilecek

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez Soma Kolin Termik Santralinde düzenlenen ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da video konferans yöntemiyle katıldığı Manisa Enerji ve Tabii Kaynaklar Projeleri Toplu Açılış Töreni'nde, Türkiye'nin üretim gücüne güç katacak yatırımların hayırlar getirmesini temenni etti.

Gerçekleşen açılışın değişen ve büyüyen Türkiye'nin en önemli resimlerinden biri olduğuna değinen Dönmez, "AK Parti kurulduğunda 'Kaynağı nasıl bulacaksınız?' sorusuna zat-ı alinizin (Cumhurbaşkanı Erdoğan) verdiği 'Kaynak Türkiye' cevabınızın en güzel örneği bugün burada açacağımız tesisler. Finansmanıyla, insan kaynağıyla, doğal zenginliklerimizle kaynağın Türkiye olduğu yatırımları hayata geçiriyoruz." diye konuştu.

Yatırımlar hakkında bilgi veren Dönmez, şunları kaydetti: "Bugün toplam 1,37 milyar dolarlık yatırımla 1’i yerli kömür, 3’ü jeotermal santral olmak üzere 4 enerji tesisimizin açılışını, Soma ve Kırkağaç ilçelerimize doğal gaz arzını gerçekleştireceğiz inşallah. Soma, Salihli ve Alaşehir'de hayata geçireceğimiz toplam 594,5 MegaWatt’lık 4 enerji tesisimizle 180 milyon dolarlık gaz ithalatının önüne geçmiş olacağız. Üretilecek 4 bin 428 GWh elektrikle yaklaşık 2,5 milyon hanemizin elektrik enerjisi ihtiyacını karşılayacağız. İçinde bulunduğumuz Soma Termik Santral Tesisimiz, Manisa'mızın elektrik ihtiyacının dörtte üçünden fazlasını yani yüzde 77'sini karşılayacak. Türkiye genelinde yerli kaynaklardan ürettiğimiz elektriğin yüzde 2,1'ini bu santralimizden sağlayacağız. Projeyle yıllık 4,7 milyon ton linyiti ekonomimize kazandıracağız." 

Açılını yaptıkları termik santralin son teknoloji kazan, türbin ve jeneratörlerin kullanıldığı "akışkan yatak teknolojisi" ile kurulduğunu ifade eden Dönmez, "Çevreci, temiz ve ileri yakma teknolojisiyle, baca gazı arıtma sistemi sayesinde emisyon değerleri hem Türkiye hem de Avrupa'da belirlenen normları karşılıyor. Bu tesis emisyonların yüzde 99'unu tutma kabiliyetine sahip. Son derece çevreci, temiz bir tesis" dedi.

Enerji tesislerinin yanı sıra bugün Soma ve Kırkağaç ilçelerine de doğal arzı gerçekleştireceklerine değinen Bakan Dönmez, 81 il merkezi ve 589 yerleşim yerini doğal gazla buluşturduklarını, dağıtım altyapısı için yaklaşık 27 milyar liralık yatırım yaptıklarını ve nüfusun yüzde 65'inin doğal gaz konforundan istifade eder hale geldiğini, yüzde 81'inin ise doğal gaza ulaşmış durumda olduğunu dile getirdi.

Enerji sektörünün 2020 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da desteğiyle önemli yatırımlara ve başarılara imza attığını ifade eden Dönmez, "2002'de 32 bin MegaWatt olan kurulu gücümüzü 19 yılda tam 3 kat artırarak 96 bin MegaWatt seviyesine ulaştırdık. Toplam kurulu gücümüz içerisinde yerli ve yenilenebilir kaynaklı kurulu gücümüz yüzde 63,5 seviyesine ulaştı." dedi. 

Salgınla mücadele döneminde yatırımlara devam ettiklerine işaret eden Dönmez, sözlerini şöyle sürdürdü: "Geçtiğimiz yıl 4 bin 900 Megawatt’lık kurulu gücü sisteme ilave ettik. Bu kurulu gücün yüzde 98'ini yani neredeyse tamamını yenilenebilir enerji kaynakları oluşturdu. Yerin altındaki ve üstündeki kaynaklarımızı milletimizin hizmetine sunmakta kararlıyız. İnşallah önceki yıllarda olduğu gibi 2021 yılında da aynı ivmeyle, hız kaybetmeden yolumuza devam edeceğiz."

Kaynak: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı

Enerji Tasarrufu için Elektrik Sektörü İş Birliği Yapıyor, Enerji Kayıplarının Azaltılması Hedefleniyor

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın desteği ile Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği - ELDER’in koordinasyonunda ve Türkiye’deki 15 elektrik dağıtım şirketinin katılımıyla başlatılan “Hasat” projesi ile trafolarda enerji verimliliği, dağıtık üretim ve LED Aydınlatma olmak üzere 3 farklı yöntem ile tasarruf alanında araştırma geliştirme çalışmaları gerçekleştiriliyor.

HASAT projesi ile elektrik dağıtım şebekesinde teknik kayıpların azaltılarak enerji verimliliğinin artırılması amaçlanıyor. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (ETKB) desteği, Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği’nin (ELDER) koordinasyonunda ve toplam 15 elektrik dağıtım şirketinin katılımıyla yürütülen projede, enerjinin tasarrufu ve verimli kullanılması kapsamında, Türkiye elektrik şebekesine uyumlu yöntemler belirleniyor.

2019 yılında ilk fazı tamamlanarak 2020 yılında 2’nci fazına geçilen projede, Enerjisa Dağıtım Şirketleri, Başkent EDAŞ, Ayedaş ve Toroslar EDAŞ hizmet bölgelerinde elde ettiği teknik deneyim ve Ar-Ge birikimini projede yer alan elektrik dağıtım şirketleriyle paylaşıyor ve karşılıklı iş birliği imkânları geliştiriliyor.

Trafolarda Enerji Verimliliği, Dağıtık Üretim ve LED Aydınlatma olmak üzere 3 farklı yöntem üzerinde çalışılan Hasat projesinde, ayrıca verimlilik bilincinin yaygınlaştırılması amacıyla Enerji Verimliliği Bilinç Endeksi çalışması yürütülüyor.

Güneş Enerjisi Kapasitesinde Yıllık Bazda Artışın 2021'de Yüzde 100'ü Aşması Bekleniyor

Türkiye'de bu yıl güneş enerjisinde 1500 MegaWatt ilave kurulu gücün devreye gireceği ve böylece güneş enerjisi alanındaki kapasitenin 2020'ye göre yüzde 100'ün üzerinde artacağı öngörülüyor.

Yeni tip korona virüs (Kovid-19) salgını nedeniyle küresel tedarik zincirindeki aksamalara bağlı olarak birçok projede gecikme yaşandı. Bu nedenle, 2020'de devreye alınan güneş enerjisi kurulu gücünün artışında bir önceki yıla göre yavaşlama oldu ve 672 MegaWatt ilave kapasite elektrik üretimine başladı.

Bu artışla Türkiye'nin güneş enerjisi kapasitesi geçen yıl sonu itibarıyla 6 bin 667 Megawatt’a ulaştı.

Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği Başkanı Halil Demirdağ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, güneş enerjisinin toplam elektrik üretimindeki payının geçen yıl yüzde 4 olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Bu yıl ülkemizin güneş enerjisi kurulu gücünün 1500 MegaWatt düzeyinde artacağını ve güneşin toplam elektrik üretimindeki payının yüzde 5'in üzerine çıkacağını öngörüyoruz."

Güneş enerjisinde mini Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) yarışmalarının yerli üretim katkı tahsisi yöntemiyle yapılacak olmasının güneş enerjisi sanayicisi açısından önemli bir fırsat oluşturacağını dile getiren Demirdağ, diğer yandan geçen yıl çıkan hibrit yönetmeliğinin de güneş enerjisi yatırımları için ciddi bir proje stoku ortaya çıkarabileceğini ifade etti.

Demirdağ, hidroelektrik santralleriyle hibrit şekilde kurulacak güneş santrallerinin dengeleyici bir işlev göreceğini belirterek şöyle devam etti: "Coğrafi avantajı nedeniyle ülkemiz hidroelektrik alanında önemli potansiyele sahipken, yarı kurak iklim kuşağında bulunması nedeniyle kurak yıllarda hidroelektrik kaynaklı elektrik üretimi düşüyor. Oluşan eksiklik ise ağırlıklı olarak doğal gaz ve ithal kömürle karşılanıyor. Böyle dönemlerde güneş enerjisi hidroelektrik santralleri açısından mükemmel bir dengeleyici işlev görecektir. Bu santrallerin halihazırda elektrik iletim altyapılarının da bulunması, hidroelektrik santral sahalarında hızla güneş enerjisi santralleri kurulmasını sağlayabilir. Bu projelerin devreye girmesiyle de kurak yıllarda Türkiye'nin fosil yakıt ithalat ihtiyacı önemli oranda gerileyecektir."

Demirdağ, yeşil enerjinin Türkiye'deki ihracatçıların da elini güçlendireceğine dikkati çekti.

Aralık 2020'de yürürlüğe giren Avrupa Birliği'nin (AB) Yeşil Mutabakatı ve Amerika Birleşik Devletleri'nde Joe Biden yönetiminin ülkesini tekrar Paris İklim Anlaşması tarafı yapacak olmasının tüm yeşil enerji sektörlerini olumlu etkileyeceğini vurgulayan Demirdağ, şunları kaydetti: "AB, 2030 için enerji tüketiminin en az yüzde 32'sini yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılama ve sera gazı emisyonlarını 1990'a göre yüzde 55 düşürme hedefi belirledi. Birlik üyelerine yapılan ihracatta sınırda karbon vergisi uygulamasına geçilecek olmasının AB ile ticari ilişki içinde olan tüm ülkelere önemli yansımaları olacak. Bu durum ayrıca Türkiye gibi Avrupa ile yoğun ekonomik ilişkiler içindeki ülkelerde yenilenebilir enerji yatırımlarının ve bu yatırımlara yönelik uluslararası finansman olanaklarının artmasını sağlayacaktır."

Bu durumun Türkiye'de güneş enerjisinin yaygınlaşması için önemli bir fırsat penceresi oluşturacağını dile getiren Demirdağ, Türkiye'de ihracat yapan hiçbir sanayicinin Avrupa ülkeleriyle ticaretini sonlandırmayı veya maliyetlerinin yükselme riskini göze alamayacağını ifade etti.

Demirdağ, ihracatçıların ürünlerinin karbon ayak izini düşürme mecburiyetiyle karşı karşıya kalacağını söyledi.

Bu noktada güneş enerjisinin özellikle Türkiye gibi yüksek ışınım değerlerine sahip bir ülkedeki sanayiciler için en ekonomik ve doğru yatırım alanı olarak ortaya çıkacağını belirten Demirdağ, "Bu öngörüyle de Türkiye'de birçok sanayi kuruluşunun güneş enerjisi yatırımlarına başladığı veya yatırım planları içine almakta olduğunu görüyoruz." dedi.

Kaynak: Anadolu Ajansı

Sıfır Atık Projesi ile Ekonomiye Katkı

Kaliteli ve kesintisiz elektrik dağıtım hizmeti sunan YEDAŞ, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının atıkların yeniden ekonomiye kazandırılmasını amaçlayan Sıfır Atık Projesi kapsamında 52 ton değerlendirilebilir atığı ekonomiye kazandırdı,

Genel Müdürlük hizmet binasında başlayan ve devamında Samsun, Ordu, Çorum, Amasya, Sinop illeriyle yaygınlaşan sıfır atık projesinin uygulaması ile elde edilen sonuçlar yüz güldürdü. YEDAŞ genelinde değerlendirilebilir atık olan 46 ton kağıt-karton, 4 ton plastik, 2 ton cam atığı ayrıştırdı.

Yeni uygulamayla YEDAŞ, çalışanlarının alışkanlıklarını değiştirmesini amaçladı. Bu kapsamda Genel müdürlük ve il müdürlükleri hizmet binalarındaki ofislerden çöp kovaları kaldırıldı, bu sayede çalışanların atıklarını geri dönüşüm kumbaralarına ayrıştırarak atması sağlandı. Proje sayesinde sadece kağıtların yeniden dönüşümüyle 782 ağacın kesilmesi önlendi. 8366 kg sera gazı salınımı, 65 varil petrol, 211780 Kwh ve 127 metre küp depolama alanı kazancı elde edildi.

Genel Müdür Hasan Yasir Bora şöyle konuştu: “Çevre Bakanlığı’nın Sıfır Atık projesi kapsamında çevrenin korunması geliştirilmesi, çevre kirliliğinin önlenmesi ve çevre bilincinin yaygınlaştırılması konusunda çalışmalar neticesinde belgemizi almış olduk. Sadece atıklar geri dönüşümle ekonomiye kazandırılmadı, bu sayede enerjinin boşa kullanılması da önlendi. Bundan dolayı çok mutluyuz. Hem Genel Müdürlük binamızda hem de bağlı bulunduğumuz 5 ilde Sıfır Atık uygulamasında şirket olarak başarılı çalışmalar yapıyoruz. Çevreye verdiğimiz değeri sürdürülebilirlik anlayışımız ile devam ettirip, Sıfır atık projemiz ile ekonomimize katkıda bulunmaya devam edeceğiz. Çocuklarımızın geleceği olan doğaya, zarar veren atıkları ekonomiye kazandırıyoruz. Geri dönüşümü hizmet içi alanda yaygınlaştırdık ve personelimizi geri dönüşüme teşvik ettik. Şirketimizde atıklar kaynağında ayrıştırılarak geri dönüşüme kazandırılıyor. Yapmış olduğumuz bu çalışmalarla Türkiye`de çok az elektrik dağıtım şirketinin sahip olduğu Sıfır Atık Belgesi'ni aldık."

Dicle Elektrik Dağıtım Şirketi’nden Artuklu’da 7 Milyon Liralık Şebeke Yatırımı

Dicle Elektrik Dağıtım tarafından Mardin’in Artuklu ilçesine bağlı Gökçe Mahallesinde devam eden yatırım çalışmaları kapsamında 332 direk üstü sayaç otomasyon panosu (DÜSOP) montajı yapılırken, 50, 100 ve 250 kilovolt amper gücünde 3 adet ek trafo tesisi de kuruluyor.

Dicle Elektrik tarafından Mardin’in Artuklu ilçesine bağlı Gökçe Mahallesinde bir süre önce başlatılan şebeke yenileme çalışmaları devam ediyor. Yaklaşık 9 bin nüfuslu Gökçe Mahallesinde bir ay içerisinde tamamlanması planlanan yatırım çalışması kapsamında yüksek dayanıklılığa sahip 29 bin 500 metre alpek kablo kullanılıyor. Mahallede 332 DÜSOP montajı yapılırken, mahalleye her biri 50, 100 ve 250 kilovolt amper gücünde olan 3 adet ek trafo tesisi de kuruluyor. Bu çalışmalar yapılırken mahallede daha modern bir aydınlatma şebekesi kurulacak. Bunun için de cadde ve sokaklara toplam 807 adet aydınlatma direği dikilerek aydınlatma için armatür takılacak.

Mahalle için yapılacak toplam yatırım tutarının 7 milyon lirayı bulacağını belirten Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. Mardin İl Müdürü Halil Homan, çalışmaların planlandığı gibi devam ettiğini söyledi. Holman sözlerine şöyle devam etti: “Tüketicilerimize kesintisiz ve kaliteli elektrik vermek için çalışmalarımızı zorlu kış şartlarına rağmen özveriyle sürdürüyoruz. Yatırım çalışmalarımız bir ay içinde tamamlandığında hizmet kalitemiz artmış olacak ve mahalledeki bütün abonelerimiz bundan faydalanacak. Çalışmalarımız sırasında görevli çalışanlarımıza karşı anlayışlı davranan mahalle sakinlerine de çok teşekkür ediyorum.”

DÜNYADAN HABERLER
Yenilenebilir Enerjiye Geçiş Emisyonları Önemli Ölçüde Azalttı

AB’de fosil yakıta dayalı enerji üretiminden rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına geçilmesiyle, 2005 yılından bu yana emisyonların önemli ölçüde düşmesinin yanı sıra temel çevre sorunlarında net iyileşmeler sağlandı.

Avrupa Çevre Ajansı (AÇA), Avrupa’nın fosil yakıta dayalı elektrikten yenilenebilir kaynaklara geçişinin çevre sorunlarını ve aynı zamanda iklim değişikliğine neden olan sera gazı emisyonlarını azalttığını açıkladı.

AÇA’nın yaptığı çalışmaya göre, Avrupa Birliği’nde (AB) fosil yakıta dayalı enerji üretiminden rüzgâr ve güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına geçilmesi ile 2005 yılından bu yana emisyonlar önemli ölçüde düştü ve temel çevre sorunlarında net iyileşmeler sağlandı.

Reuters’ın haberine göre, AB yenilenebilir enerji üretimi 2005’ten bu yana neredeyse iki katına çıktı. 2019 yılında elektriğin yüzde 38’i kömür ve doğal gaz gibi fosil yakıtlardan üretilirken, yenilenebilir enerjinin payı yüzde 34 oldu.

AÇA’ya göre, çevre ile ilgili yaşanan sorunlar arasında toprak asitlenmesi, ötrofikasyon (göl gibi büyük su kaynaklarında plankton ve alg varlığının aşırı şekilde çoğalması) ve 2018’de Avrupa’da 379 bin ölümle bağlantılı olan partikül madde oluşumu yer alıyor.

AÇA Yetkilileri, “Daha fazla kirletici fosil yakıtları ikame ederek, AB genelinde yenilenebilir elektrik üretimini genişletmek, iklim değişikliğini azaltırken insan sağlığını ve çevreyi iyileştirmek için birden fazla fırsat sunuyor.” dedi.

Ajans, çevre üzerinde en büyük yaşam döngüsü etkisine sahip olan kömür, doğal gaz ve petrolün bulunduğu 16 elektrik üretim yöntemi üzerinde çalıştı.

AÇA Enerji ve Çevre Uzmanı Mihai Tomescu, “Kömür üretimi, genel olarak en yüksek etki yoğunluğuna sahip olup, baktığımız kategoriler genelinde ve tüm yıllar boyunca en çok soruna yol açıyor.” açıklamasında bulundu.

Atıkları yakarak enerji üretmenin de tatlı su ekotoksisitesini etkileyebileceğine dikkat çeken AÇA, biyokütle enerjisinin kömür tarafından üretilene kıyasla çok küçük bir miktar da olsa, yoğunlaştırılmış arazi işgali ve partikül madde oluşumu ile ilişkili olduğunu söyledi. AB’nin emisyon azaltma hedeflerine ulaşmak için yenilenebilir enerji kaynaklarını daha hızlı genişletmesi ve 2030 yılına kadar yüzde 70’i yenilenebilir enerjiye dayalı bir enerji sektörü oluşturması gerektiği öngörülüyor. AÇA’ya göre, beklenen bu büyüme göz önüne alındığında, AB’nin yenilenebilir enerjilerin potansiyel çevresel etkileriyle de mücadele etmesi gerekecek. Örneğin, malzemelerin yeniden kullanılması ve fotovoltaik güneş panelleri yapmak için kullanılan silikonun saflaştırılması ile çevresel etkiler azaltılabilir.

Kaynak: Euractiv

Metan Emisyonları Kovid-19 Sonrasında Artışa Geçebilir

Geçen yıl yeni tip korona virüs (Kovid-19) nedeniyle yavaşlayan ekonomik aktivite sonucunda yüzde 10 düşüş gösteren metan emisyonlarının, daha güçlü önlemler alınmaması durumunda yeniden yükselme riski bulunuyor.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından açıklanan Metan Emisyonları 2020 verilerine göre, metan emisyonları küresel ısınmanın en büyük sebepleri arasında yer alıyor.

Geçen yıl petrol ve doğal gaz sektörü 70 milyon ton metanın atmosfere salımına neden oldu. Bu rakam, bütün Avrupa Birliği'nin enerji sektöründen kaynaklanan karbondioksit emisyonlarına eşit seviyede gerçekleşti.

Petrol ve doğal gaz sektöründen kaynaklanan metan emisyonları geçen yıl yüzde 10 gerilemesine rağmen bu düşüş sektördeki şirketlerin salgın nedeniyle düşen talebe bağlı olarak daha az petrol ve doğal gaz üretmesinden kaynaklandı.

IEA, söz konusu düşüşün şirketlerin iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında aldığı önlemler neticesinde gerçekleşmediği ve daha güçlü aksiyon alınmaması durumunda metan emisyonlarının yeniden artışa geçebileceği uyarısında bulundu.

IEA Başkanı Fatih Birol, petrol ve doğal gaz sektörünün, metan emisyonlarının yeniden artmayacağını ve küresel ekonomi toparlansa da 2019'un tarihteki en yüksek seviye olarak kalacağını garanti etmesi gerektiğini belirtti.

Metan emisyonlarının düşürülmesi için hızla alınacak önlemlerin iklim değişikliğinin en kötü etkilerini önlemek için kritik önemde olduğuna dikkati çeken Birol, "Bu kapsamda, sektörün hızla hareket etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Diğer yandan, hükümetlerin de şirketleri bu yönde teşvik etme, performanslarını iyileştirme ve daha iyi sonuçlar almak için inovasyonu destekleme yönünde önemli bir rolü bulunuyor. Bu yüzden, sadece karbondioksit emisyonları için değil metan emisyonlarını düşürmek için de iddialı hedefler koymanın tam zamanı." ifadelerini kullandı.

Kaynak: Argus Media

Biden, Başkanlık Görevinin İlk Gününde ABD’yi Paris Anlaşması’nın Yeniden Tarafı Yapacak

Amerika Birleşik Devletleri’nin Seçilmiş Başkanı Joe Biden’ın görevi devraldığı ilk gün mevcut Başkan Donald Trump’ın aldığı birçok önemli kararı iptal edeceği bildirildi.

Biden’ın Özel Kalem Müdürü Ron Klain’in başkanlık ekibine yolladığı bilgi notuna göre bu kararlar arasında ülkenin geçen yıl Kasım ayında çekildiği Paris İklim Anlaşması’na tekrar dahil olma kararı da yer alacak.

Donald Trump 1 Haziran 2017 tarihinde yaptığı açıklama ile Paris İklim Anlaşması’nın şartlarının ülkesinin çıkarlarına uygun olmadığını gerekçe göstererek, şartların ABD lehine değişmediği takdirde ülkesini anlaşmadan çekeceğini açıklamıştı.

Trump yönetimi anlaşmadan çekilmek için resmî başvurusunu 4 Kasım 2019 tarihinde yapmış ve bu tarihten bir yıl sonra 4 Kasım 2020 tarihinde ülke anlaşmadan resmî olarak ayrılmıştı.

ABD sanayi devriminden beri gerçekleşen toplam karbondioksit emisyonlarında 397 Gigaton ile açık ara en büyük paya sahip ülke konumunda.

Kaynak: CNN

Fransız Petrol Devi Total, Dünyanın En Büyük Fotovoltaik Çözümleri Üreticisine Yatırım Yaptı

Fransız Total, Güneş enerjisi sektöründe dünyanın en büyüğü olarak kabul edilen Adani Green Energy Limited'e 2,5 milyar dolarlık yatırım yaptı.

Küresel çapta faaliyet gösteren petrol şirketlerinin yenilenebilir enerji çözümlerine yaptığı yatırım son dönemde artış göstermeye başladı. Fosil yakıtların yavaş yavaş yerini almaya başlayan güneş ve rüzgâr enerjisi yatırımlarına yönelik önemli bir anlaşma haberi Fransız petrol devi Total SE’den geldi. Şirket, dünyanın en büyük güneş fotovoltaik çözümlerinin üreticisi Hindistan merkezli Adani Green Energy Limited’e yatırım yaptı.

Fransız şirket, Adani’nin yüzde 20’lik hissesi karşılığında tam 2,5 milyar dolar ödeyecek. Total, bu sayede Kovid-19 pandemisinin de etkisiyle ivme kazanan fosil yakıttan düşük karbon kaynaklarına geçiş sürecinde planladığı hedeflerine daha rahat ulaşmış olacak. Bilindiği üzere petrol sektörünün büyük oyuncuları, BP ve Royal Dutch Shell gibi şirketler de son dönemde karbon emisyonlarını düşürmek adına yenilenebilir kaynaklara yatırım yapma kararı almıştı. Total’a baktığımızda ise şirketin geride bıraktığımız yıl yenilenebilir kaynaklara 2 milyar dolar yatırdığını görüyoruz. Şirket, 2030 yılına kadar ise yıllık yatırım bütçesinin yüzde 20’sini yani yılda 3 milyar doları yenilenebilir kaynaklara yatıracak.

Total’in Adani’ye yaptığı yatırım, şirkete dünyanın en büyük yenilenebilir enerji pazarlarından birinde söz sahibi olmasını sağlayacak. Adani’nin ülke çapında 54 güneş ve rüzgâr enerjisi projesi bulunuyor. Total, yapmış olduğu bu hamleyle şirketin 2025 yılı planı olan 35 GigaWatt gücünde yenilenebilir enerji hedefine bir adım daha yaklaşacak. Şirketin geride bıraktığımız yıl, 7 GigaWatt yenilenebilir enerji kapasitesi bulunuyordu.

Kaynak: Aninews Business

HAFTANIN RAPORU

Akıllı Mini Şebekeler için Kaliteli Altyapı

Mini şebekeler farklı tedarikçilere bağımlı kompleks sistemler. Yenilenebilir enerji odaklı bir mini-şebeke piyasası yaratmak, güvenilir ve kaliteli bir altyapı kurulmasına bağlı. Bu altyapının oluşturulması için ise teknoloji ve sistemlerin mutlaka entegre edilmesi gerekiyor.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

İNFOGRAFİK / GRAFİK