E-Bülten
 
Sayı:43 - Aralık 2015
 
 
 

Siber güvenlik uzmanlarının, 2015'in üçüncü çeyreğindeki BT tehditlerine yönelik yaptıkları araştırmalar, Avrupa'daki şirketlerin yüzde 48'inin son 12 ay içinde virüsler, casus yazılımlar ve diğer zararlı yazılım programlarıyla karşılaştıklarını, yüzde 18'inin ağa izinsiz giriş algıladıklarını, yüzde 12'sinin siber casuslukla karşılaştıklarını ve yüzde 8'inin kendilerini hedefli saldırı altında bulduklarını ortaya koydu.

Kaspersky Lab 19-22 Kasım 2015 tarihleri arasında mevcut BT güvenlik trendlerini tartışmak, 2016 tahminleri hakkında konuşmak ve şirketlerin siber tehditlerden nasıl korunacakları hakkında tavsiyelerde bulunmak için Macaristan'ın Budapeşte şehrinde Cyber Security Weekend’i düzenledi. Kaspersky Lab’ın Global Araştırma ve Analiz Ekibi (GReAT) uzmanları ve davet edilen Europol uzmanları etkinlikte siber güvenlik dünyası hakkında son gelişmeleri aktardı.

- Emniyet kuruluşları, özel sektör ve akademinin işbirliği önemli

Cyber Security Weekend’e katılan Europol Avrupa Siber Suç Merkezi (EC3) Strateji Analisti Gary McEwen, “Siber suçla mücadele için emniyet kuvvetleri kuruluşları, özel sektör ve akademi arasında işbirliği kritik önemdedir. Birlikte zararlı altyapıları tanımlamak ve ortadan kaldırmak, sinkholing ve virüs bulaşan kurbanlara yardımcı olmak için çalışıyoruz” dedi.

- Siber risklere karşı personel eğitimi önemli

Kaspersky Lab Global Araştırma ve Analiz Ekibi Kıdemli Güvenlik Araştırmacısı Stefan Tanase,“Bugünlerde siber güvenlik, sadece BT profesyonellerinin dikkate alması gereken bir konu olmaktan çıktı ve ev kullanıcılarından ailelerine, küçük işletmelerden büyük kurumlara kadar herkesi ilgilendirmeye başladı. Bilgi paylaşmak ve bir güvenlik zihniyeti oluşturmak çok önemlidir ve biz de bu gibi durumlarda tam olarak bunu yapıyoruz. İster küçük bir şirkette bir muhasebecinin çalışmaları, ister bütün bir şehrin su tedarik sisteminin işleyişi olsun sık sık iş süreçlerinin güvenlik ihtiyacını vurguluyoruz. Fidye yazılımından hedefli saldırılara kadar siber güvenlik riskleri doğru çözümler, ilkeler ve personel eğitimiyle ele alınmalıdır” diye konuştu.

- Uzmanlar ne diyor? Kim hangi risklerle karşı karşıya?

Uzmanların, 2015'in üçüncü çeyreğindeki BT tehditleri analizleri, Avrupa'daki kullanıcıların ortalama yüzde 35'inin yerel ağlar ve taşınabilir ortamlarla ilgili güvenlik ihlalleriyle karşılaştığını, yüzde 20'sinde ise web bağlantılı tehditler algılandığını ortaya koyuyor.

Kurumların karşılaştığı tehditler hakkında konuşan uzmanlar, B2B International ve Kaspersky Lab tarafından gerçekleştirilen 2015 Global Kurumsal BT Güvenlik Riskleri anketinden alınan istatistiklere de değinerek şu bilgileri verdi. Avrupa'daki şirketlerin yüzde 48'i son 12 ay içinde virüsler, solucanlar, casus yazılımlar ve diğer zararlı yazılım programlarıyla karşılaştıklarını, yüzde 18'i ağa izinsiz giriş algıladıklarını, yüzde 12'si siber casuslukla karşılaştıklarını ve yüzde 8'i kendilerini hedefli saldırı altında bulduklarını söyledi. Aynı ankette şirket içi tehditler açısından kurumların kullandıkları yazılımlarda zayıf noktalarla (katılımcıların yüzde 29'u rapor etti) ve personelin bilgi sızdırmasıyla (yanlışlıkla (yüzde 21) veya kasten (yüzde 11)) karşılaştıkları belirtildi.

Şirketler acil olarak hangi önlemleri almalı?

  • Personele siber güvenlik eğitimi vermek.
  • Fazladan koruyucu katmanıyla olgun ve çok katmanlı bir Uç Nokta koruması uygulamak.
  • Zayıf noktaları en başında ve sık sık onarmak ve bu süreci otomatik hale getirmek
  • Mobil olan her şeye dikkat etmek
  • Haberleşme ve hassas bilgiler için şifreleme uygulamak
  • Ağ geçitleri, e-posta ve birlikte çalışma gibi tüm altyapı unsurlarını korumak

Şirketlerin kısa vadede alması gerekecek önlemler:

  • Olası tehlike ve risklerin tahmin edilmesinden sürekli tehditlerin Önlenmesine kadar tümü etkili bir Algılama ve verimli bir Yanıtlamayla desteklenen eksiksiz bir güvenlik stratejisi oluşturmak ve uygulamak
  • Özel bir Güvenlik Operasyonları Merkezi oluşturmak

Bireyler hangi önlemleri alabilir?

  • Tüm cihazlarınız için sağlam bir güvenlik çözümü satın almak
  • Koruma çözümünüzle birlikte verilen Şifreleme ve Otomatik Yedekleme gibi ekstra seçenekleri keşfetmek ve en iyi şekilde kullanmak
  • Siber güvenliğin temellerini öğrenmek ve öğretmek
  • Şifreli haberleşmeye geçmek
  • Çevrimiçi alışkanlıklarını yenilemek. Bilginin yüklendikten sonra sonsuza dek internette kaldığını ve bunun bireye veya şirkete karşı kullanılabileceğini unutmamak.

Kaynak :teknolojioku.com

 

Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği( ELDER) ve Türkiye Doğal Gaz Dağıtıcıları Birliği’nin (GAZBİR) birlikte düzenlediği Enerjide Ar-Ge Çalıştayı’nın ikincisi gerçekleştirildi. Çalıştayda konuşan EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, “AR-GE alanında atılan her adım, yapılan her harcama Türkiye’nin geleceğine yapılan yatırım olarak görülmelidir” dedi.

ELDER ve GAZBİR’in birlikte düzenlediği Enerjide AR-GE Çalıştayı’nın ikincisi Ankara’da gerçekleştirildi. Üniversiteler, teknokentler, sivil toplum kuruluşları, özel şirketler ve kamuyu bir araya getiren çalıştayın açılışında konuşan EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, Türkiye büyüdükçe doğalgaz ve elektrik kullanımı da doğru orantılı olarak arttığına işaret ederek, şunları söyledi.

“Bu durum yeni taleplerin karşılanabilmesi, yeni şebekelerin yapılabilmesi için daha fazla çaba sarf etmemizi gerektiriyor. Araştırma ve geliştirmeye verebilecek imkânlar ise zorunlu olarak bağlantı taleplerine ve yenileme yatırımlarına ayrılıyor. Ancak ülkemizin gelişmesi ile birlikte dağıtım sisteminin de daha iyi bir sisteme ulaşması, yani büyürken gelişmesi, gelişirken etkin bir sisteme dönüşmesini sağlayabileceğimize inanıyorum” diye konuştu.

“Akıllı Şebeke Pilot Projeleri Ön Sırada”

Yılmaz, EPDK olarak AR-GE alanındaki çalışmalara önem verdiklerini belirterek, “Elektrik ve gaz dağıtım şirketlerinin oluşturduğu dernekler tarafından hazırlanması çok önemli. Farklı alanlarda da olsa birlikte sinerji oluşturulmasını memnuniyetle karşılıyoruz” dedi. 

Türkiye’nin elektrik ve doğalgaz dağıtım sistemi altyapısının uluslararası kalite standartları düzeyine ulaştırılması hedefinde olduklarını belirten Yılmaz, “Elektrik dağıtım sektörü ile ilgili AR-GE projeleri ele alındığında sistemin gelişmesi için kaçınılmaz olan akıllı şebeke uygulamalarına dönük pilot projeler ön sıralarda yer alıyor. Ayrıca insansız hava araçlarının işletmede kullanılması, akıllı şehir-akıllı pilot bölge uygulaması gibi teknik konular olduğu gibi, göç yolları üzerindeki tesislerle ilgili kuşların ve tesislerin korunmasına yönelik sosyal sorumluluk projelerini görmek de bizi mutlu ediyor” diye konuştu.

“Projelerin Toplam Maliyeti Yaklaşık 48 Milyon Liraya Ulaştı"

Doğalgaz sektöründe ise deprem riskleri yönetim sistemi, uzaktan gaz kaçağı tespiti, boru hatlarında oluşması muhtemel hat hasarlarının ve boru ömürlerinin önceden tespit edilebilmesini içeren boru hattı bütünsel yönetimi gibi projelerin başta geldiğini belirten Yılmaz, “Kurum olarak, Ar-Ge kültürünün sektöre kazandırılması için payımıza düşen görevi bu uygulama dönemi içinde yerine getirdik” diye konuştu.

Geçtiğimiz dönemde kabul edilen tüm projelerin yaklaşık maliyeti 33 milyon lira iken, bugün toplam Ar-Ge proje büyüklüğü yaklaşık 48 milyon liraya ulaştığını kaydeden EPDK Başkanı Yılmaz, “Proje kabul oranlarındaki artış eğiliminin önümüzdeki dönemlerde de süreceğine inancım tam" diye konuştu.

“Türkiye AR-GE Konusunda Hızla İlerledi”

ELDER Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ceyhan Saldanlı, enerji sektörünün üzerinde en fazla AR-GE çalışması yapılan alanlardan birisi olduğunu söyledi. Türkiye’nin AR-GE konusunda hızla ilerlediğini kaydeden Saldanlı, önde gelen ülkeler arasına girme hedefi doğrultusunda AR-GE’nin önemine dikkat çekti.

EDPK’nın AR-GE çalışmalarına önem verdiğine işaret eden Saldanlı, Avrupa’da iki tane düzenleyici kurumun AR-GE’ye bu derece önem verdiğini, birisinin EPDK olduğunu belirtti.  Bugün ELDER’in uluslararası kaynakları kullanarak iki tane AR-GE projesi yürüttüğünü dile getiren Saldanlı,  “Biz bugün birlik olduğumuz sürece başarılı olacağımızdan şüphemiz yoktur. Herkes bu konuda elinden geleni yapmalıdır. Bu salonun heyecanı bu konudaki kararlılığı göstermektedir. ” dedi.

“Ortak AR-GE Projeleri Geliştirebilmek Temel Hedefimiz”

GAZBİR Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Arslan,  EPDK’nın 2011 yılında aldığı kararlar sonucunda dağıtım sektörünün AR-GE çalışmalarına başladığını aktararak AR-GE çalışmalarına bu yıl ivme kazandırarak devam edileceğini söyledi. Sektör için en önemli konunun ‘sürdürülebilirlik’ olduğunun altını çizen Arslan, “Türkiye'deki Ar-Ge harcamalarının son dönemde kişi başı 50 dolardan 200 dolara kadar yükseldi. Ar-Ge ve inovasyonun ne kadar önemli olduğunu hükümetimiz ortaya çıkardı. Doğalgaz sektöründe müteahhitlikte kısa sürede yüzde 100 yerli duruma gelindi. Ürün temini konusunda ise yapılan çalışmalarla da yüzde 70 yerlilik seviyesine geldik" diye konuştu.

Arslan, doğalgaz sektöründe mevcut durumda yeni tarife dönemine girmiş 46 şirketin yıllık 4,5 milyon lira seviyesinde Ar-Ge bütçesi bulunduğunu vurgulayarak, bu seviyenin yeterli olmadığını ancak önümüzdeki dönemde bir Ar-Ge kültürünün oluşturulması ile daha iyi şeyler yaşanacağını kaydetti.

 

30 Kasım 2015’te başlayan Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nin ana gündem maddesi küresel ısınmayla mücadele noktasında uluslararası bir anlaşmaya imza atmak olacak. Zirvede, ekonomik ve endüstriyel gelişmeyi sekteye uğratmadan, küresel ısınmanın önüne geçmenin ve sera etkisine neden olan gazların azaltılmasının yolları aranacak.

Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP21) Fransa'nın başkenti Paris'te 195 ülkeden 150'den fazla lider, yaklaşık 10 bin yetkili ve 3 bin gazetecinin katılımı ile 30 Kasım pazartesi günü başladı. 11 Aralık'ta sona erecek konferans kapsamında, yaklaşık 2 bin sivil toplum kuruluşundan gelen 14 bine yakın görevli, kurulan 320 stantta tanıtım ve etkinlikler düzenleyecek. Zirvede söz alacak dünya liderleri, ekonomik ve endüstriyel gelişmeyi sekteye uğratmadan, küresel ısınmanın önüne geçmenin ve sera etkisine neden olan gazların azaltılmasının yollarını arayacak. Liderlerin bu konuda fikir birliğine varması halinde, gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerin de yer aldığı küresel ısınmayla mücadele adına varılmış en geniş kapsamlı ve güçlü anlaşmalardan birine imza atılmış olacak. 

- Konferansın birincil amacı uluslararası anlaşmaya varmak

İklim değişikliği ile mücadele konusunda atılması gereken adımların başında, sera gazı salınımlarının sınırlandırılması, mevcut fosil yakıt rezervlerinin üçte ikisinin yeraltında bırakılması ve yenilenebilir enerjilere geçişin hızlandırılması geliyor. Bu adımların bütün ülkeler tarafından atılması için konferansın sona ereceği 11 Aralık’a kadar bağlayıcı bir uluslararası anlaşma imzalanması, Paris konferansının en önemli amacı olarak ortaya çıkıyor. Liderler, 2020’den itibaren tüm dünya ülkeleri için geçerli olacak bir anlaşma üzerinde uzlaşmaya çalışıyor.

- Son 5 yılda gerçekleştirilen iklim zirvelerinden sonuç alınamamıştı

1997’de imzalanan Kyoto Protokolü’nün yerine geçecek yeni bir anlaşmanın sağlanması için son 5 yılda gerçekleştirilen iklim zirvelerinde sonuç alınamamıştı.  COP21’den önceki en kapsamlı iklim zirvesi, 2009 yılında Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da gerçekleşmişti.

- IEA’dan, 4 anahtar uygulama mesajı

Uluslararası Enerji Ajansı Sürdürülebilir Enerji Politikaları ve Teknolojileri Direktörü Kamel Ben Naceur, COP21 ile ilgili IEA’nun dikkat çektiği 4 anahtar mesajı paylaştı. Naceur, bu 4 anahtar mesajın, enerji sektörünün düşük karbon ekonomisine geçiş sürecinde ekonomik büyümeyi destekleme ve daha fazla enerji sağlama noktasında COP21’e yardımcı olacağını vurguladı.

Bu 4 anahtar mesaj şöyle sıralandı:

  • IEA tarafından daha önce belirtilen ve enerji verimliliği ile yenilenebilir enerjinin desteklediği 5 ana eylem ele alınmalı. Söz konusu 5 eylem şöyle: “sanayi, bina ve ulaşımda enerji verimliliği arttırılmalı”, “kömür enerjisi kullanımının azaltılması ve yenilerinin yapımının yasaklanması”, “2014’te 270 milyar dolar olan enerji sektöründe yatırım miktarı 2030’da 400 milyar dolara çıkmalı”, “son kullanıcıya fosil yakıt sübvansiyonlarının aşamalı olarak 2030’a kadar sonlandırılmalı”,  “petrol ve gaz üretiminde metan gazı emisyonlarının azaltılmalı”.

Uzun vadeli emisyon hedeflerine ulaşma noktasında kısa vadeli eylemleri uygulamak için Paris Anlaşması kullanılmalı. 

  • Karbon salınımının azaltılmasını daha az maliyetli ve kolay yapabilmek için enerjide teknoloji ve inovasyon geliştirilmeli.

İklim değişikliğinin etkilerine karşı enerji sektörü daha esnek hale getirilerek enerji güvenliği arttırılmalı.

Kaynak :haberturk.com

 
 

Teknoloji şirketi General Electric Co. ‘ShotSpotter’ teknolojisini geliştiren şirket SST ile işbirliği yaptı. Söz konusu işbirliği ile LED sokak aydınlatmalarının üzerine, silah atışlarının yerinin hemen belirlenmesini sağlayan bir ekipman monte edilecek. Bu sistemin özellikle, şehirlerdeki şiddet veya potansiyel terör olaylarında silahın kullanılmasının, kaç el ateş edildiği ve yeri gibi bilgilerin ilgili güvenlik birimlerine hızlı aktarımı adına önem taşıdığı belirtildi.

- İşbirliği anlaşması imzalandı

GE Aydınlatma, ShotSpotter teknolojisini geliştiren SST ile, LED sokak aydınlatmalarına bu sensörlerin dahil edilmesi amacıyla, bir işbirliği anlaşması imzaladı. ShotSpotter sensörleri ‘akıllı’ LED sokak aydınlatmalarına dahil edilecek ve sistem LED aydınlatmaların kablosuz bağlantısından faydalanacak.

- Acil durum bilgilendirmesi yapacak

İşbirliği kapsamında geliştirilen sistem ile şehirlerde silah kullanımının anında tespiti, kaç el atış yapıldığı, hangi yöne hareket edildiği gibi lokasyon bilgileri sağlanabilecek. Ayrıca, acil durumlarda güvenlik birimlerine haber verilebilecek.

- ShotSpotter 90 ülkede kullanılıyor

Edinilen bilgiye göre, SST tarafından geliştirilen ShotSpotter teknolojisi, şu anda 90 ülkede kullanılıyor. Teknoloji, silah atışlarının yerini tam olarak belirlemek için küçük mikrofonlar kullanıyor.  Bazı çevreler ise, yanlış alarm durumu veya başka teknik unsurlardan ötürü, teknolojinin etkin olup olmadığına yönelik soru işaretlerine sahip.

Kaynak: timesunion.com