E-Bülten
 
Sayı:47 - Aralık 2015
 
 
 

Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, sağlanan siyasi istikrarın ardından, Türkiye’ye yabancı yatırımcıların geleceğine yönelik düşüncelerini paylaştı. Yılmaz, “Önümüzdeki dönemde yabancıların yatırımlarının artacağına yönelik inancım büyük” dedi.

 Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, seçimin ardından sağlanan siyasi istikrar ile birlikte enerji sektörüne yatırımcıların ilgisinin arttığını kaydetti. Yılmaz, "Yabancı yatırımcılar siyasi istikrarı çok önemsiyorlar, bu doğal da. Önümüzdeki dönemde yabancıların yatırımlarının artacağına yönelik inancım büyük" dedi.

 Japon ve Çinli şirketlerin Türkiye’ye yatırım yapmak istediği biliniyor

 Japon Sumitomo şirketi Tütkiye’de doğalgaz alanında CNG ve LNG terminal ve dolum tesisleri kurmak için yatırım yapmak planlıyor.  Çinli şirketlerin ise 1,320 MW`lık kömür santrali kurulumunun yanı sıra başka fırsatları da değerlendirme aşamasında olduğu biliniyor.

Kaynak : enerjigunlugu.net

 

Türkiye, günlerdir maruz kaldığı siber saldırıları konuşuyor. Hedefinde Türkiye’nin bulunduğu DDoS yani Dağıtık Servis Kesintisi Saldırıları, kısmi kesintilere ve internet bağlantı hızında yavaşlamalara neden oluyor. Erişimi hedefleyen bu saldırılar 7’den 77’ye herkesi ilgilendiriyor.

Siber saldırıların ardından Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ve ilgili kurumların yanı sıra yurtiçinden ve yurtdışından pek çok uzman, yazar ve kuruluş bu konu üzerinde açıklamalarda bulundu. Hürriyet Yazarı İsmet Berkan da bu konuyu köşesine taşıdı. “Siber Saldırı Olmuş Haberimiz Yok” başlıklı köşe yazısında İsmet Berkan, şu ifadelerde bulundu:

“Geçen hafta, tam olarak 16 Aralık 2015 sabah saatlerinde ilk saldırı başladı. Ve bu saldırılar 21 Aralık’a kadar da kesintilerle de olsa devam etti. Hedefi, Türkiye’nin bütün internet trafiğiydi ve açıkçası başarılı da oldu; ülke çapında internet yavaşladı. Evet, tarihimizin ilk siber saldırısına uğradık. Belki meraklısı farkındaydı ama kamuoyu bu saldırıyı her şey olup bittikten sonra yapılan bir açıklamayla öğrendi.

Aslına bakacak olursanız Türkiye’nin yaşadığı türden saldırıları Amerika neredeyse her gün yaşıyor. Ama bir fark var: Amerika’da veya dünyanın herhangi bir yerinde saldırılar genellikle spesifik şirketlere, belirli web adreslerine karşı yapılıyor. Türkiye ise ülke çapında saldırıya uğradı; saldırının hedefi bütün ‘.tr’ uzantılı web siteleriydi. BTK verilerine göre Türkiye’de 370 bin civarında ‘.tr’ uzantılı web sitesi var.

Türkiye’nin uğradığı saldırının genel ismi ‘DDoS Saldırısı’. Bu genel ismin altında pek çok tür bulunmakla birlikte hepsini ortak yapan özellik oldukça basit: Birileri, bir yerlerden tek bir web sitesine veya bir dizi web sitesine veya bütün ülke web sitelerine yönelik sanki o sitelere girmek istiyormuş gibi olağanüstü bir trafik yaratıyor. Bu yapay trafik yüzünden de, sahiden işi olduğu için o site veya sitelere girmek isteyenler ya hiç giremiyor veya çok büyük bir yavaşlamayla karşılaşıyorlar.

Türkiye’ye yönelik saldırının büyüklüğünü daha kolay anlamak bakımından şu bilgiyi vermeliyim: Türkiye, birden fazla fiberoptik kabloyla dünya internetine bağlı; bu kablolar da saniyede 40 gigabit bilgi taşıyabilecek kapasitede. Yani her saniyede kabaca 40 milyar ‘bit’lik bilgi taşıyabiliyor. Bunu 40 milyar tane şeridi olan bir otoyol gibi düşünün. İşte Türkiye’nin dünyayla internet bağlantısını sağlayan bu birden fazla 40 milyar şeritlik otobanına inanılmaz bir trafik yığıldı 16 Aralık’tan itibaren. Bu trafik zaman zaman 200 gigabit/saniyeyi aştı. Tabii böyle bir trafik yığılınca doğal olarak yol yıkandı, trafik yavaşlamaya başladı. İşte eğer son bir hafta içinde internet bağlantınızda yavaşlamalarla karşılaştıysanız (ki ben karşılaştım) tam olarak bu yüzdendi.

Peki kim saldırdı Türkiye’ye? Bunu bilmiyoruz ama bugünlerdeki siyasi gerginlikten ve geçmiş davranışlarından hareketle herkes Rusya’dan şüpheleniyor. Şüpheleniyor ama aslında dünya üzerinde kendilerine ‘internet korsanı’ diyen öyle gruplar var ki, haftalığı 150 dolar gibi bir fiyata böyle saldırılar satın alabiliyorsunuz. Tabii Türkiye’ye yönelik saldırı bugüne kadar görülmüş en büyük saldırılardan biriydi, o yüzden bu kadar ucuza çıkmış olamaz ama demek istediğimi söyledim: Bu işleri illa devletlerin bizzat yapması da gerekmiyor artık.” (İsmet Berkan, Hürriyet, 23.12.2015)

“DDoS saldırılarını dağınık yapısı nedeniyle engellemek zor”

Uzmanlara göre saldırıların en önemli zararlarından birisi prestij kaybı, ikincisi ise sitelerin geçici ziyaretçi kaybı. Saldırıyı başından beri takip edenlerden biri olan uzman Efe Kerem Sözeri, saldırının önlenmesinin zor olduğuna dikkat çekerek “DDoS saldırılarını dağınık yapısı nedeniyle engellemek çok zor; çünkü hangi talebin normal talep, hangisinin saldırı talebi olduğunu bilemiyorsunuz, bunları birbirinden ayıramıyorsunuz. Korunmak da sizin elinizde değil, çünkü saldırganlar kimliklerini gizleyip saldırıyorlar” dedi.

Dağıtık Servis Kesintisi Saldırısı (DDos) nedir?

Siber Güvenlik Derneği’nin resmi internet sitesinde DDoS saldırıları şöyle anlatılıyor:  “DDoS, yani Distributed Denial of Service (Dağıtık Hizmet Engelleme) saldırıları, Bilgi Güvenliği unsurlarından Erişilebilirliği hedef almaktadır. Öncesinde sadece DoS (Denial of Service), yani tek bir kaynaktan hedefe doğru saldırı yapılması şeklinde ortaya çıkan bu saldırı türü, zamanla şiddetinin arttırılması için çok sayıda kaynaktan tek hedefe yapılan saldırı şekline dönüşmüştür. DoS, sistemlerin erişilebilirliğini engellemeye yönelik bir saldırı türüdür. Her sistem kurulurken; kullanıcı sayıları, hat kapasitesi, anlık istek sayısı gibi unsurlar için belli değerler öngörülür ve bu değerlerin biraz daha üstünde yükü kaldırabilecek şekilde tasarım yapılır. DoS/DDoS saldırılarında ise, sistemin kaldırabileceği yükün çok üzerinde anlık istek, anlık kullanıcı sayısı ile sistem yorulur ve cevap veremez hale getirilir. Bunun yanında, doğrudan sistemin kendisini yormak şeklinde değil, hattı doldurarak yine sistemin erişilebilirliği hedef alınabilir.”

Kaynak : sosyal.hurriyet.com.tr / bbc.com

 

Türkiye’nin ilk Deniz Üssü Rüzgar Çiftliği projesinin yapımına 2016 yılında başlanacak. 2025 yılında tamamlanacak olan proje sayesinde Türkiye’nin enerji ihtiyacının yüzde 40’ının karşılanması bekleniyor.

Uluslararası Antalya Üniversitesi (UAÜ), Türkiye’nin ilk Deniz Üstü Rüzgar Çiftliği Standartları’na ilişkin değerlendirme toplantısına ev sahipliği yaptı. Toplantıya, Türkiye Enerji Bakanlığı yetkilileri, Türk Standartları Enstitüsü ve Birleşik Krallık Ticaret ve Yatırım Bölümü’nden üst düzey yetkililer, Birleşik Krallık Büyükelçiliği’nden görevliler, ODTÜ ve İTÜ’den öğretim görevlileri ve şirketlerden yöneticiler katıldı. Türkiye’nin henüz kullanılmamış 40 GW’a yakın çevre dostu rüzgar enerjisi potansiyeline sahip olduğuna dikkat çekildi.

“Antalya bölgesi elektrik enerjisi ihtiyacını kendi kendine karşılayabilecek”

Toplantıda konuşan Türkiye Deniz Üstü Rüzgar Çiftlikleri Teknik Standartları Koordinatörü Kamran Khalid Ghouri, Türkiye’nin havacılık yöntemlerini kullanarak, Birleşik Krallık ile İskandinav ülkelerinden deneyimli ortaklarla yapılacak işbirliği sayesinde, projenin başarıyla tamamlanacağını kaydetti. Projenin 2016 yılında başlamasını öngördüklerini kaydeden Ghouri, sözlerine şöyle devam etti:

“Projenin, 2025’te tamamlanmasını bekliyoruz. Bu sürecin sonunda bütün Antalya bölgesi elektrik enerjisi ihtiyacını karşılama konusunda kendi kendine yeter bir duruma gelecek. Üstelik, 6 binden fazla kişiye de endüstri alanında istihdam sağlanacak. Böylece, Türkiye’nin Gayri Safi Milli Hasılası da değişecek. UAÜ, ODTÜ ve İTÜ gibi üniversiteler de, deprem yükü ve yüzer temel tabanları gibi ciddi sorunların çözümünde destek vermek amacıyla projeye dahil olacak. Proje, güneş enerjisinden elektrik üretimi gibi başka projeleri de tetikleyecek. Rüzgar gücüyle üretilecek enerji sayesinde ise güney bölgesinin tamamı, elektrik üretimi bakımından tamamen kendi kendine yeter bir duruma gelecek.” 2 milyar Euro’ya mal olması beklenen proje kapsamında yaklaşık 9 bin rüzgar tribünü kullanılacak.

Kaynak : enerjienstitusu.com

 
 

İran, Ermenistan, Gürcistan ve Rusya, 2019 yılına kadar elektrik sistemlerinin birleştirilmesine yönelik bir anlaşma imzaladı. Anlaşma, İran’ın elektrik sistemlerini Rusya’ya bağlamasını mümkün hale getiriyor.

İran medyasında geçtiğimiz Cuma günü yer alan habere göre İran, Ermenistan, Gürcistan ve Rusya, 2019 yılına kadar elektrik sistemlerinin birleştirilmesini öngören bir anlaşma imzaladı. Anlaşma, dört ülkenin Enerji Bakanlarının Ermenistan’ın başkenti Erivan’a ziyareti sırasında imzalandı.

Anlaşma, İran’ın elektrik sistemlerini Rusya’ya bağlamasını mümkün hale getiriyor. Tahran’daki yetkililer, bu bağlantının en önemli ön koşulunun İran ve Ermenistan’ın sistemlerinin senkronize edilmesi olduğunu açıkladı. İki ülkenin de gerekli ayarlamaları en yakın zamanda yapacağı konusunda anlaştığı vurgulandı. İki ülke, geçtiğimiz Ağustos ayında daha fazla elektrik alışverişini imkan sağlayacak üçüncü enerji nakil hattının yapımı üzerine bir anlaşma imzalamıştı. Anlaşmaya göre, enerji nakil hattının yapımı için gereken 107.9 milyon Avro’luk bütçenin 83 milyon Avro’luk kısmı İran tarafından sağlanacak. Projenin, İran ile Ermenistan arasında elektrik değişimini kolaylaştırmak amacıyla 18 ay içerisinde yapılması planlanıyor.

Elektrik İletim kapasitesi 1000 MW’a çıkacak

İran ve Ermenistan arasındaki mevcut elektrik nakil hattının 300 MW elektrik iletim kapasitesi bulunuyor. Üçüncü nakil hattının inşa edilmesiyle bu rakamın 1000 MW’a yükselmesi bekleniyor. Bunun yanı sıra, İran ile Gürcistan arasında enerji sektörüne yatırım yapılmasına ilişkin görüşmeler gerçekleştirilmeye başlandı. Mayıs ayında Enerji Bakan Yardımcısı Hooshang Falahatian, Tahran’ın Gürcistan’da elektrik nakil hattı kurulumu için hazır olduğunu ifade ediyor. Uzmanlar ise İran’ın, Rusya’nın enerji ağına katılmasını kolaylaştıracağına inanıyor.

Kaynak : presstv.com