ELDER Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Çeçen AA Enerji Masası’nın Konuğu Oldu

ELDER Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Çeçen AA Enerji Masası’nın Konuğu Oldu

19.07.2018

ELDER Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Çeçen, 19 Temmuz Perşembe günü Anadolu Ajansı (AA) Enerji Masası’nın canlı yayın konuğu oldu.

Sektörün güncel durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çeçen, seçim sonrası dönemle ilgili beklenti ve temennilerini de paylaştı. Çeçen: “24 Haziran seçimlerinin ardından ortadan kalkan politik belirsizlik ve yeniden kurulan istikrar sektörümüze de güven veriyor. Sektör olarak 2019’daki yerel seçimlere kadar mevcut tarife dönemi için belirlenen altyapı yatırımlarımız devam edecek. Yerel seçimden sonra bizi bekleyen uzun bir seçimsiz dönem olacak. Bu dönemde yeni tarife dönemiyle de birlikte sektörümüzde daha faydalı, daha iyi işler başaracağımıza inanıyorum. Sayın Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı’na gelmiş olması da, enerji sektörü için hayırlı olacaktır.”

Elektrik sektörü için son dönemde sık konuşulan döviz borcu konusunu sektör adına değerlendiren Çeçen: “Şuan geldiğimiz nokta itibariyle bu konuya çok odaklanmış durumdayız. Son 15 yılda enerji sektöründe büyük çoğunluğu özel sektör kanalıyla, belli bir miktarı da kamu kanalıyla olmak üzere toplamda 100 milyar dolarlık bir yatırım gerçekleştirildi. Bunun bir kısmı özelleştirme kanalıyla devlet hazinesine bankalardan kredi alınarak ödendi, bir kısmı ise yine banka kredileriyle yatırım olarak sahaya indi ve bugün vatandaşa hizmet olarak yansıyor. Bu 100 milyar doları kendi içinde sınıflandıracak olursak bunun yaklaşık 65 milyar doları üretim tarafında gerçekleşti ve bu yatırımın %100’ü özel sektör tarafından yapıldı. Bunun da %80’i borçla, %20’si öz sermayeden karşılandı. Diğer taraftan dağıtım olarak bizler, son 7 yılda özelleştirme dahil yaklaşık 17 – 18 milyar dolarlık bir yatırım gerçekleştirdik. Bunun 13 milyar doları özelleştirme, geri kalan kısmını ise yatırımlarımız oluşturuyor. Döviz cinsinden kredi olarak temin edilen bu 18 milyar doların bankalarda oluşturduğu kur riski bulunuyor. Bu kur riskine karşın bizim gelirlerimiz TL cinsinden. 2013 yılından günümüze kadar dolar kurunda yaşanan artışa bakıldığında, kredilerimizi geri ödeme noktasında gerekli gelir seviyelerini yakalayamamaya başladık. Dolayısıyla, dağıtım olarak bankalar üzerinde mevcutta 10 milyar dolara yakın olan kredi stokumuzun geri ödenmesi konusunda geçmiş dönemde yaşanılan sıkıntıların önümüzdeki dönemde daha doğru ve ortak bir akılla yaşanmayacağını umuyorum. Hem bankacılık sisteminin zarar görmemesi, hem de vatandaşa giden hizmetin sekteye uğramaması için özel sektör, düzenleyici kurum ve politika yapıcıların ortak akılla hareket etmesi ve kurdan kaynaklanan risklere hep birlikte yapısal çözümler bulunması gerektiğini düşünüyorum. Bu noktada yüksek faiz oranları da göz önünde bulundurulduğunda kredilerin yeniden yapılandırılmasından ziyade borcun azaltılmasına odaklanılması gerektiğini düşünüyorum.

Bizler bu yatırımları yapmadan önce finansal projeksiyonlarını detaylı bir şekilde doğru bir matematikle hazırlayarak bankalara sunduk ve kredileri aldık. Bu projeksiyonları hazırlarken makroekonomik göstergeler de dahil olmak üzere birçok parametreyi göz önünde bulundurduk. Ancak piyasada liberalleşmenin arzu ettiğimiz düzeyde gerçekleşmemesi, bizim gerçekleşen hedeflerimizde sapmalara yol açtı. Gelirlerimizi istediğimiz seviyelerde alamadık, o yüzden gelirlerin düşmesinden kaynaklanan sektör içi sıkıntılarımız oluştu. Özelleştirmeyi kendi içinde bir dönüşüm süreci olarak görmemiz gerekiyor, sadece özelleştirme bedellerinin ödenmesiyle bu iş bitmiyor. Süreçle ilgili eksikliklerimizi düzenleyici kurumumuzun da desteğiyle gideriyoruz.”

Serhat Çeçen, mevcut elektrik fiyatlarının kur riskini karşılamada yeterli olup olmadığı sorusuna ise şu şekilde cevap verdi: “Bugün baktığınız zaman Avrupa’nın en ucuz elektriği Türkiye’de. Diğer taraftan son 10 yılda elektrik fiyatlarının geldiği noktaya bakıldığında TL bazında neredeyse iki kat artış olduğunu görüyoruz. Aynı süreçte TÜFE %228 artış göstermiş. Bir başka ifade ile elektrik fiyatları reel bazda %20 düşmüş. Dolar kuru ile değerlendirildiğinde ise %40’ı bulan bir azalma olduğu görülüyor. Bu matematiğe baktığınız zaman, elektrik fiyatlarının da döviz kuru ve enflasyon artışı göz önünde bulundurularak doğru bir seviyeye getirilmesi lazım. Bunun tabi ki vatandaşın memnuniyeti düşünülerek ve doğru metotlar uygulanarak yapılmasını arzu ederiz.”

Tüm bu sürece baktığınızda elektrik dağıtım sektöründe bir konsolidasyon bekliyor musunuz sorusuna birleşme, satın alma ve bölünmelerin her sektörde olduğu gibi elektrik dağıtım sektöründe de olabileceğini ifade ederek yanıt veren Çeçen: “Enerji sektörünün birleşmelere çok uygun bir finansal altyapısı var. Sonuçta aynı amaca yönelik, aynı işi yaptığımız 21 dağıtım bölgesinde 14 şirketiz. Amaçları, hedefleri, finansları örtüşen noktalarda şirketler birleşebilirler diye düşünüyorum” dedi.

Çeçen, Türkiye’deki akıllı şebeke vizyonuna da değindi. Dağıtımın özelleştirilmesinin en büyük artılarından birinin altyapı yatırımlarının, teknolojik yatırımların sahaya, vatandaşa, kullanıcılara yansımasını sağlamak olduğunu belirtti. “Akıllı şebeke vizyonunu da özel sektör, dağıtım hizmetlerini devraldıktan sonra EPDK ile birlikte 2023 Vizyonunu ortaya koydu. EPDK’nın başkanlığında, ELDER’in koordinasyonunda  ülkemizde akıllı şebeke sistemlerine geçişin alt yapısını oluşturacak olan “Türkiye Akıllı Şebekeler 2023 Vizyon ve Strateji Belirleme Projesi - TAŞ 2023” projesini yaptık. Bu proje ile akıllı sayaç teknolojilerinin kullanılması ile elde edilecek kazanımlar ve bu kazanımlar için harcanması gereken maliyetleri gözlemleyebilmek adına birçok güzel sonuç ortaya çıkardık. Bu bağlamda 2020’ye kadar tüm şebeke altyapımızın son teknoloji uygulamalarıyla akıllı şebekeye dönüştürüleceği konusunda bir iddiamız var ve bu noktaya doğru gidiyoruz. Bu bağlamda gereken tüm yatırımları tamamlıyoruz. Bunları gerçekleştirdiğimiz noktada ülkemiz, şebeke altyapısı bakımından Avrupa’da birçok ülkenin önüne geçecek. Bu da vatandaşa, anlık elektrik kesintilerini önceden bilmeleri, kendi elektrik tüketimleri hakkında detaylı bilgi sahibi olmaları gibi faydalar sağlayacak. Dağıtım şirketlerinin ise sisteme gelebilecek zararları önceden kontrol altına almalarını sağlayarak kayıp-kaçakla mücadele konusunda orta vadede büyük avantaj sağlayacak.”

Yenilenebilir enerjinin üretim, iletim ve dağıtımı konusunda da değerlendirmelerde bulunan Çeçen: “Yenilenebilir enerji 2004 yılından bugüne kadar yatırım yaptığımız bir alan. Bunun şebeke ile bağlantı olan tarafı çok önemli. Dağıtım şirketleri olarak biz kendi bölgelerimizde çatı panelleriyle bile elektrik üretebilecek seviyeye gelmiş durumdayız. Şebeke altyapılarımız buna kısmen cevap verebiliyor. Mevzuat olarak da bu anlamda EPDK, çalışmalarına devam ediyor. Yenilenebilir enerjide bir yandan kurulu güç kapasitesini geliştirmek, bir yandan da şebeke altyapılarımızı bu kapasiteye hizmet edecek seviyeye getirmemiz gerekiyor. Ortaya koyduğumuz yatırım projeksiyonları da yenilenebilir enerji kapasitesine hizmet edebilecek seviyede belirlenmiş durumda.”

“Şebekemiz 30 -35 yıllık bir geçmişe sahip. Sektör olarak içinde bulunduğumuz tarife döneminde toplam 20 milyar TL, yani yıllık 5 milyar TL yatırım taahhüdümüz bulunuyor. Bu 20 milyar TL’nin %75’i altyapı ve şebeke yatırımlarına ayrılıyor. Bu anlamda şebeke yenilenmesini ve dönüşümünü çok hızlı bir şekilde tamamlıyoruz. 2020 yılına kadar tüm şebekenin %90’ını yenilemiş olmayı hedefliyoruz.”

Vatandaş ile ilişkiler konusuna da değinen Çeçen: “Sektör olarak iletişimi ve algıyı olması gereken seviyeye çekme noktasında elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Son 2 yılda eski Bakanımızın vatandaş algısına verdiği önemle birlikte müşteri memnuniyeti seviyesinde artışlar elde ettik. Çağrı merkezi kadrolarımızı genişletirken, hizmet ofislerimizi yeniledik. Çağrı merkezlerimize ilave 3.000 yeni istihdam sağladık. Diğer taraftan abonelerle birebir iletişim kurmak için telekomünikasyon ile çalışmalarda bulunduk. Çalışma Bakanlığı ve MYK ile birlikte sektörümüze hizmet eden personelimizin yeterlilik seviyesini geliştirmek için mesleki eğitime ciddi kaynaklar ayırdık. Bu bağlamda bir yandan elektrik dağıtım sektöründe tanımlanan 10 meslekte ELDER olarak belgelendirme faaliyetlerinde bulunurken, meslek liselerinde dağıtım sektörü ile ilgili derslerin müfredata girmesi için gerekli altyapıyı oluşturuyoruz. 2019’dan sonra yeni milli eğitim bakanlığı oluşumu ile birlikte meslek liselerimizde elektrik dağıtımına yönelik müfredat çalışmalarını takip edeceğiz. Belli bölgelerimizde pilot uygulamalarda bulunarak istihdamımızı da o yönde devam ettireceğiz. Sonuç olarak sektörümüzün daha iyi algılanmasını sağlamak için bir yandan insan kaynağımızı geliştirirken diğer yandan iletişim ağlarımızı geliştiriyoruz. Bunun için tüm dağıtım bölgelerimizde saha personelinden en tepedeki yöneticilere kadar 24 saat gece gündüz çalışmalarına devam ediyor.”

Kayıp kaçak konusunda sektör olarak ciddi yol aldıklarını belirten Çeçen: “Biz dağıtım hizmetlerini devraldığımız zaman kayıp kaçak oranı %25’in üzerindeydi. 6 senede bunu %13 seviyesine kadar indirdik. Burada doğru bir performans ortaya koyduğumuzu söyleyebilirim. Hedefimiz bunu tek haneli oranlara kadar düşürmek. Doğu – Güneydoğu’daki belli bölgeleri ortalamadan çıkardığınız zaman aslında ülke genelinde kayıp kaçak oranı %7’ye kadar düşüyor. O da daha önceden %15’teydi. Doğu ve güneydoğuda akıllı sayaç teknolojilerini kullanarak bundan sonraki süreçte kayıp kaçak oranlarımızı daha düşük seviyelere çekeceğimizi düşünüyorum. Doğu ve Güneydoğu’daki belli noktalarda hayata geçirdiğimiz pilot uygulamalarla %70’lerde olan kayıp kaçak oranını belli noktalarda %20’lere düşürdüğümüzü söyleyebilirim. Bu anlamda Ar-Ge’ye de ciddi kaynaklar ayırıyoruz. Sektör olarak ana hedefimiz kayıp kaçak oranını ülke genelinde %10’un altına düşürmek olacak.”